çıkmadan önce yazılan yazılar gibi.. herşey ayaküstü gelişi güzel alelade!!
bırak kafamı elimi kolumu toplayamıyorum..
büyüsü kaçsın diye söylenmek zorunda
olan herşey üzerime geldi bu gece..
taşıyamadım ..
hesapladım aslında sen git sen üzül diye sen diye...
basitleştirdim aşk büyümesin diye..
Kaydettiğim seslerle başedemiyorum, bahçesinden içeri girdiğim ve sırılsıklam olmamı sağlayan yağmura görürsün sen dedim!
Nisan 27, 2010
Nisan 02, 2010
12:25
Ben yatağıma uzanmış huzurun tadını çıkarırken elimde kitabım
başucumda su dolu bardağım sana üzülüyordum..
Ezbere tadın peşinde kendini yalancı arzularla avuturken aklındaydım ya hani
sen onun gülüşünü seyrederken..
Ve sen yorgun gecenin ardında çıplak kaldığın yatağında uyanmaya çalışırken yüzüne
sürdüğün yabancı maskeden bir kez daha kurtulmak için atacaksın güneş ile beraber kendini sokağa..
Ezbere işte!
Olacaklar ki seni ileri günlere taşırken, bir akşamüstü elinde anahtarın kapıyı açarken boşluktaki kuşa gülümseyip anımsayacaksın geçmişte kalan o günü.
Ve zor olacak duvarlar anahtarı öyle suratına fırlatırken..
Yatağın yine boş gecen yine karanlık..
Ben olsam da hep özleyecektin beni..
Ben sana yine yazacaktım gece yine sessizken, sen kendini saplantılarına bırakmışken
Görmeseydin dokunmasaydın da yazacaktım.
Bir gün görsem yeterken, bir gün görmezken ve yetmezken ben yine sana yazacaktım..
Seni severken ya da sevmezken..
Şimdi ne gerek vardı asmalı sokaktan içeriye doğru süzülmüş kırlangıç gibi kadının eteğinin ucunda dönüşün..
Düşünmezken belki ben üzgünken..yapmazken düşündüklerini ve aslında yapacakken istediklerini tamda şimdi ne gerek vardı apacık ortada olan sevişmelere..
başucumda su dolu bardağım sana üzülüyordum..
Ezbere tadın peşinde kendini yalancı arzularla avuturken aklındaydım ya hani
sen onun gülüşünü seyrederken..
Ve sen yorgun gecenin ardında çıplak kaldığın yatağında uyanmaya çalışırken yüzüne
sürdüğün yabancı maskeden bir kez daha kurtulmak için atacaksın güneş ile beraber kendini sokağa..
Ezbere işte!
Olacaklar ki seni ileri günlere taşırken, bir akşamüstü elinde anahtarın kapıyı açarken boşluktaki kuşa gülümseyip anımsayacaksın geçmişte kalan o günü.
Ve zor olacak duvarlar anahtarı öyle suratına fırlatırken..
Yatağın yine boş gecen yine karanlık..
Ben olsam da hep özleyecektin beni..
Ben sana yine yazacaktım gece yine sessizken, sen kendini saplantılarına bırakmışken
Görmeseydin dokunmasaydın da yazacaktım.
Bir gün görsem yeterken, bir gün görmezken ve yetmezken ben yine sana yazacaktım..
Seni severken ya da sevmezken..
Şimdi ne gerek vardı asmalı sokaktan içeriye doğru süzülmüş kırlangıç gibi kadının eteğinin ucunda dönüşün..
Düşünmezken belki ben üzgünken..yapmazken düşündüklerini ve aslında yapacakken istediklerini tamda şimdi ne gerek vardı apacık ortada olan sevişmelere..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
.
Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...