minikçe çıplak ayaklarıyla mı koşmalıydı
yetişemezdi uçan balonun ardından..
dizlerini çamurlu toprağın üzerine bıraktığında
ümitsizce gökyüzüne doğru baktı..
biraz daha büyük olabilseydi ayakları sanki yetişebilecekti..
rüzgar biraz daha az esebilseydi o gün keşke..
olmadı..
Kaydettiğim seslerle başedemiyorum, bahçesinden içeri girdiğim ve sırılsıklam olmamı sağlayan yağmura görürsün sen dedim!
Mayıs 26, 2010
Mayıs 05, 2010
21:19
ve öyküler dolmuşken
apansız
sevimsiz
patlarken mısırlar heyecansız
can çekişirken..
ümitsizlik sarmışsa tuzlu ..
zevkin tadı böyle mi anlaşılır
apansız
sevimsiz
patlarken mısırlar heyecansız
can çekişirken..
ümitsizlik sarmışsa tuzlu ..
zevkin tadı böyle mi anlaşılır
21:17
insanları anlayamadığımı söylediğimde neden bana gülüyorsunuz
ağzınıza dolanan sakız hiç mi bulandırmadı midenizi
fırlatıp atmaya çalışırken tüm düşleri
beyazsız olan boşluklar içinde yuvarlanırken
maviye kırmızı derken ve coşarken kelimeler
kendiliğinden nihayet
şimdi daha iyi olabilirim
sessiz..
ağzınıza dolanan sakız hiç mi bulandırmadı midenizi
fırlatıp atmaya çalışırken tüm düşleri
beyazsız olan boşluklar içinde yuvarlanırken
maviye kırmızı derken ve coşarken kelimeler
kendiliğinden nihayet
şimdi daha iyi olabilirim
sessiz..
21:09
nasıl söylerdim ki ona daha yirmi altı yaşında
bakamazdı ya göremezdi hırçın olanı hoyrat düşeni
kifayetsiz sarardı ya hesapsız düşlerin içinde
ruhuna giren sebepsiz aşkın kendisiydi
nasıl anlatırdım ki ona beni dinleseydi..
bakamazdı ya göremezdi hırçın olanı hoyrat düşeni
kifayetsiz sarardı ya hesapsız düşlerin içinde
ruhuna giren sebepsiz aşkın kendisiydi
nasıl anlatırdım ki ona beni dinleseydi..
21:08
korkma!
korkma..
yazmayacağım sana
kaçma!
kaçma
yakalamayacağım
anlayabildiğim kadar anlayabildim seni
sen razıydın ya yalnız yürümeye üzülme..
sokaklar hep güzel
ışık hep ışık
karanlık hep karanlık
hiçbirşey yok değişen
endişelenme..
korkma..
yazmayacağım sana
kaçma!
kaçma
yakalamayacağım
anlayabildiğim kadar anlayabildim seni
sen razıydın ya yalnız yürümeye üzülme..
sokaklar hep güzel
ışık hep ışık
karanlık hep karanlık
hiçbirşey yok değişen
endişelenme..
21:03
sen en çok beni kaybettin
söylenen sözlerimi
gürültüyü kaybettin
sana sürekli doğruyu göstermeye çalışırken
düşünen beni kaybettin..
adı üstünde kaybolan dönmez geri
ve düşünmek için çok zamana ihtiyacımız yok
zaman senin bildiğin gibi aksın ne farkeder
benim bildiklerim bana yeter..
söylenen sözlerimi
gürültüyü kaybettin
sana sürekli doğruyu göstermeye çalışırken
düşünen beni kaybettin..
adı üstünde kaybolan dönmez geri
ve düşünmek için çok zamana ihtiyacımız yok
zaman senin bildiğin gibi aksın ne farkeder
benim bildiklerim bana yeter..
Mayıs 01, 2010
03:10
sen ile ben bir hapishanedeyiz
duyguların mahkum olduğu dokunsan kırılacak
dokunsan ağlayacak dökülecek!
omuzunda ağlıyormuş gibi yatağıma yattığımda
şimdi sen neden buradasın bilemedim...
kaçmaya çalışırken yakalandığın kabuslar gibi
yapacak olsak yanlış olan
aramızda ki en büyük engeldi doğruluk!
duyguların mahkum olduğu dokunsan kırılacak
dokunsan ağlayacak dökülecek!
omuzunda ağlıyormuş gibi yatağıma yattığımda
şimdi sen neden buradasın bilemedim...
kaçmaya çalışırken yakalandığın kabuslar gibi
yapacak olsak yanlış olan
aramızda ki en büyük engeldi doğruluk!
Nisan 27, 2010
22:35
çıkmadan önce yazılan yazılar gibi.. herşey ayaküstü gelişi güzel alelade!!
bırak kafamı elimi kolumu toplayamıyorum..
büyüsü kaçsın diye söylenmek zorunda
olan herşey üzerime geldi bu gece..
taşıyamadım ..
hesapladım aslında sen git sen üzül diye sen diye...
basitleştirdim aşk büyümesin diye..
bırak kafamı elimi kolumu toplayamıyorum..
büyüsü kaçsın diye söylenmek zorunda
olan herşey üzerime geldi bu gece..
taşıyamadım ..
hesapladım aslında sen git sen üzül diye sen diye...
basitleştirdim aşk büyümesin diye..
Nisan 02, 2010
12:25
Ben yatağıma uzanmış huzurun tadını çıkarırken elimde kitabım
başucumda su dolu bardağım sana üzülüyordum..
Ezbere tadın peşinde kendini yalancı arzularla avuturken aklındaydım ya hani
sen onun gülüşünü seyrederken..
Ve sen yorgun gecenin ardında çıplak kaldığın yatağında uyanmaya çalışırken yüzüne
sürdüğün yabancı maskeden bir kez daha kurtulmak için atacaksın güneş ile beraber kendini sokağa..
Ezbere işte!
Olacaklar ki seni ileri günlere taşırken, bir akşamüstü elinde anahtarın kapıyı açarken boşluktaki kuşa gülümseyip anımsayacaksın geçmişte kalan o günü.
Ve zor olacak duvarlar anahtarı öyle suratına fırlatırken..
Yatağın yine boş gecen yine karanlık..
Ben olsam da hep özleyecektin beni..
Ben sana yine yazacaktım gece yine sessizken, sen kendini saplantılarına bırakmışken
Görmeseydin dokunmasaydın da yazacaktım.
Bir gün görsem yeterken, bir gün görmezken ve yetmezken ben yine sana yazacaktım..
Seni severken ya da sevmezken..
Şimdi ne gerek vardı asmalı sokaktan içeriye doğru süzülmüş kırlangıç gibi kadının eteğinin ucunda dönüşün..
Düşünmezken belki ben üzgünken..yapmazken düşündüklerini ve aslında yapacakken istediklerini tamda şimdi ne gerek vardı apacık ortada olan sevişmelere..
başucumda su dolu bardağım sana üzülüyordum..
Ezbere tadın peşinde kendini yalancı arzularla avuturken aklındaydım ya hani
sen onun gülüşünü seyrederken..
Ve sen yorgun gecenin ardında çıplak kaldığın yatağında uyanmaya çalışırken yüzüne
sürdüğün yabancı maskeden bir kez daha kurtulmak için atacaksın güneş ile beraber kendini sokağa..
Ezbere işte!
Olacaklar ki seni ileri günlere taşırken, bir akşamüstü elinde anahtarın kapıyı açarken boşluktaki kuşa gülümseyip anımsayacaksın geçmişte kalan o günü.
Ve zor olacak duvarlar anahtarı öyle suratına fırlatırken..
Yatağın yine boş gecen yine karanlık..
Ben olsam da hep özleyecektin beni..
Ben sana yine yazacaktım gece yine sessizken, sen kendini saplantılarına bırakmışken
Görmeseydin dokunmasaydın da yazacaktım.
Bir gün görsem yeterken, bir gün görmezken ve yetmezken ben yine sana yazacaktım..
Seni severken ya da sevmezken..
Şimdi ne gerek vardı asmalı sokaktan içeriye doğru süzülmüş kırlangıç gibi kadının eteğinin ucunda dönüşün..
Düşünmezken belki ben üzgünken..yapmazken düşündüklerini ve aslında yapacakken istediklerini tamda şimdi ne gerek vardı apacık ortada olan sevişmelere..
Mart 31, 2010
18:03
benzeyebilir bütün cümleler birbirine
yazarken bile parmaklar klavyenin üstünde kalıyormuş gibi.
oturmayan birşey var..
ya orda ya burada bilemiyorum.
soru işareti olmayan hayaller kuramıyorum.
tuşlara bile sağlam basamıyorum..
bir sandık dolusu saman çöpü!!
gittiğim yol kısa bitiveriyor.
sakin bir günün akşamı! işte sıradan bugün!
benzer bir çok gün ile beraber düşünüldüğünde işte yine akşam oldu.
sedef beyazı düşlerin içerisinde çok gösterişli geldi bu mekan bana
oysa kendin istediğinde klişe olmak oyle eğlencelı ki.
siyahtan daha çok korkutur beyaz boşluk beni..
yazarken bile parmaklar klavyenin üstünde kalıyormuş gibi.
oturmayan birşey var..
ya orda ya burada bilemiyorum.
soru işareti olmayan hayaller kuramıyorum.
tuşlara bile sağlam basamıyorum..
bir sandık dolusu saman çöpü!!
gittiğim yol kısa bitiveriyor.
sakin bir günün akşamı! işte sıradan bugün!
benzer bir çok gün ile beraber düşünüldüğünde işte yine akşam oldu.
sedef beyazı düşlerin içerisinde çok gösterişli geldi bu mekan bana
oysa kendin istediğinde klişe olmak oyle eğlencelı ki.
siyahtan daha çok korkutur beyaz boşluk beni..
Mart 26, 2010
11:47
Geceleri başka olduğum kadın
sonunda güldürdüm yüzünü ümitlerini askıya mı aldın
çarşafa mı doladın bilemem renkli panjurlu o ahşap evden içeri girerken
saçların sararmış dolana dolana kapıları kaplamış her yürüdüğü adımdan
ardından gelen tüm cücelere gülmeyi unutmamış
sallana sallana hesap soran düşlerden kaçarak geldiği bu amlamsız baktığı yeşil
tavanlarda bulmuş hayatı..
piyano çalarken düştüğü hesaplaşmanın ortasında
şu an yıkılsa etraf dıyerek özgürlüğünün tadını cıkarmış
sessiz kal be adam sen sustukça ben yazar oldum
sen kaçtıkça ben başka oldum..
sonunda güldürdüm yüzünü ümitlerini askıya mı aldın
çarşafa mı doladın bilemem renkli panjurlu o ahşap evden içeri girerken
saçların sararmış dolana dolana kapıları kaplamış her yürüdüğü adımdan
ardından gelen tüm cücelere gülmeyi unutmamış
sallana sallana hesap soran düşlerden kaçarak geldiği bu amlamsız baktığı yeşil
tavanlarda bulmuş hayatı..
piyano çalarken düştüğü hesaplaşmanın ortasında
şu an yıkılsa etraf dıyerek özgürlüğünün tadını cıkarmış
sessiz kal be adam sen sustukça ben yazar oldum
sen kaçtıkça ben başka oldum..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.
Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...