Ne Sonbahar ne kış değildi. İstanbul'a hiç gelmeyen mevsimlerden biriydi.
Uzunca yürümeye çalışırken hayata doğru. Onu farketmiş olmanın heyecanıyla değişti mevsim. Okumaktan çok yazmaya kafayı takmış olmanın verdiği heyecanlar sayesinde kendisine seçtiği kurbanlara şöyle bir göz attı. Şaşkınlığı dillere destan, ortalıkta zeki herşeyi hemen anlar gibi dolaşan, kendisine karşı kayıtsız kalamayan bir çok erkeği görmemiş ya da görmek istememişti.
Sınırsız kalabalığın coşkulu yalnızlıkların içinde gidip gelen tüm hayalperestliklerin anlamsızlığı ile dolanıp durdu Kabataş sahilinde. Şimdi ben sana ne yapmalıyım? içimde dolaşan onca duygudan nasıl kurtulmalıyım.
Ve nasıl ağlamaya başlamalıyım omuzunda?
Kendinden anlamsız birşeyler oluyordu..
Mavi duvarlı bozuk kapılı
Tek yataklı, beyaz ışıklı
halısız, tütün kokan
aşık bir adam tanıdım ben
Kokusu uzak şehirlerden
Ölüme yakın olanlardan
Bastığı yeri bilmeyenlerden heyecanlı
Ağzı içki kokan
Saçları dağınık
Elleri güçlü
Teni sert
umarsız
yağmuru seven
yıkanmayı sevmeyen
ayakları toprak
kalbi ahşap kokan bir adamdı..
Kapıdan içeri giren;
Saçları uzun sarmaşık
elleri kirli kırmızı
eteği uzun basmalı
kalçaları çıkık işveli
nefesi alkol kokan
yüreği temiz
tutkuları leş!
kahkahası şen
gözleri şer!
bir kadın girdi içeriye!
İçtiler yudum yudum kadeh kadeh..
Tütün basarken ağırdan içeriyi
Ve ben usulca kapıdan çıkarken
Gözlerini benden kaçırmanı seyrettim...
Kaydettiğim seslerle başedemiyorum, bahçesinden içeri girdiğim ve sırılsıklam olmamı sağlayan yağmura görürsün sen dedim!
Eylül 27, 2010
Haziran 20, 2010
19:59
Ruhumda bir sabah aklımda sen..
Hala akşamüstü kahveleri içilirken bu sokakta
aşkına uzanmış yollardan koşarak sana geldim..
Gözlerime baktığın anlardan seçtim sana sunduğum lezzetleri..
Tadı mayhoş, üstü kapalı sarı balmumu misali öpücükler
kondurdum kavanozun kapağına..
Sıcak dedin yaşamayı bilmedin, tükenir dedim inat ettin!
Hala güzelken ellerim tut!
Zaman geçiyor büyüdükçe biz..
Hala akşamüstü kahveleri içilirken bu sokakta
aşkına uzanmış yollardan koşarak sana geldim..
Gözlerime baktığın anlardan seçtim sana sunduğum lezzetleri..
Tadı mayhoş, üstü kapalı sarı balmumu misali öpücükler
kondurdum kavanozun kapağına..
Sıcak dedin yaşamayı bilmedin, tükenir dedim inat ettin!
Hala güzelken ellerim tut!
Zaman geçiyor büyüdükçe biz..
Mayıs 26, 2010
01:54
minikçe çıplak ayaklarıyla mı koşmalıydı
yetişemezdi uçan balonun ardından..
dizlerini çamurlu toprağın üzerine bıraktığında
ümitsizce gökyüzüne doğru baktı..
biraz daha büyük olabilseydi ayakları sanki yetişebilecekti..
rüzgar biraz daha az esebilseydi o gün keşke..
olmadı..
yetişemezdi uçan balonun ardından..
dizlerini çamurlu toprağın üzerine bıraktığında
ümitsizce gökyüzüne doğru baktı..
biraz daha büyük olabilseydi ayakları sanki yetişebilecekti..
rüzgar biraz daha az esebilseydi o gün keşke..
olmadı..
Mayıs 05, 2010
21:19
ve öyküler dolmuşken
apansız
sevimsiz
patlarken mısırlar heyecansız
can çekişirken..
ümitsizlik sarmışsa tuzlu ..
zevkin tadı böyle mi anlaşılır
apansız
sevimsiz
patlarken mısırlar heyecansız
can çekişirken..
ümitsizlik sarmışsa tuzlu ..
zevkin tadı böyle mi anlaşılır
21:17
insanları anlayamadığımı söylediğimde neden bana gülüyorsunuz
ağzınıza dolanan sakız hiç mi bulandırmadı midenizi
fırlatıp atmaya çalışırken tüm düşleri
beyazsız olan boşluklar içinde yuvarlanırken
maviye kırmızı derken ve coşarken kelimeler
kendiliğinden nihayet
şimdi daha iyi olabilirim
sessiz..
ağzınıza dolanan sakız hiç mi bulandırmadı midenizi
fırlatıp atmaya çalışırken tüm düşleri
beyazsız olan boşluklar içinde yuvarlanırken
maviye kırmızı derken ve coşarken kelimeler
kendiliğinden nihayet
şimdi daha iyi olabilirim
sessiz..
21:09
nasıl söylerdim ki ona daha yirmi altı yaşında
bakamazdı ya göremezdi hırçın olanı hoyrat düşeni
kifayetsiz sarardı ya hesapsız düşlerin içinde
ruhuna giren sebepsiz aşkın kendisiydi
nasıl anlatırdım ki ona beni dinleseydi..
bakamazdı ya göremezdi hırçın olanı hoyrat düşeni
kifayetsiz sarardı ya hesapsız düşlerin içinde
ruhuna giren sebepsiz aşkın kendisiydi
nasıl anlatırdım ki ona beni dinleseydi..
21:08
korkma!
korkma..
yazmayacağım sana
kaçma!
kaçma
yakalamayacağım
anlayabildiğim kadar anlayabildim seni
sen razıydın ya yalnız yürümeye üzülme..
sokaklar hep güzel
ışık hep ışık
karanlık hep karanlık
hiçbirşey yok değişen
endişelenme..
korkma..
yazmayacağım sana
kaçma!
kaçma
yakalamayacağım
anlayabildiğim kadar anlayabildim seni
sen razıydın ya yalnız yürümeye üzülme..
sokaklar hep güzel
ışık hep ışık
karanlık hep karanlık
hiçbirşey yok değişen
endişelenme..
21:03
sen en çok beni kaybettin
söylenen sözlerimi
gürültüyü kaybettin
sana sürekli doğruyu göstermeye çalışırken
düşünen beni kaybettin..
adı üstünde kaybolan dönmez geri
ve düşünmek için çok zamana ihtiyacımız yok
zaman senin bildiğin gibi aksın ne farkeder
benim bildiklerim bana yeter..
söylenen sözlerimi
gürültüyü kaybettin
sana sürekli doğruyu göstermeye çalışırken
düşünen beni kaybettin..
adı üstünde kaybolan dönmez geri
ve düşünmek için çok zamana ihtiyacımız yok
zaman senin bildiğin gibi aksın ne farkeder
benim bildiklerim bana yeter..
Mayıs 01, 2010
03:10
sen ile ben bir hapishanedeyiz
duyguların mahkum olduğu dokunsan kırılacak
dokunsan ağlayacak dökülecek!
omuzunda ağlıyormuş gibi yatağıma yattığımda
şimdi sen neden buradasın bilemedim...
kaçmaya çalışırken yakalandığın kabuslar gibi
yapacak olsak yanlış olan
aramızda ki en büyük engeldi doğruluk!
duyguların mahkum olduğu dokunsan kırılacak
dokunsan ağlayacak dökülecek!
omuzunda ağlıyormuş gibi yatağıma yattığımda
şimdi sen neden buradasın bilemedim...
kaçmaya çalışırken yakalandığın kabuslar gibi
yapacak olsak yanlış olan
aramızda ki en büyük engeldi doğruluk!
Nisan 27, 2010
22:35
çıkmadan önce yazılan yazılar gibi.. herşey ayaküstü gelişi güzel alelade!!
bırak kafamı elimi kolumu toplayamıyorum..
büyüsü kaçsın diye söylenmek zorunda
olan herşey üzerime geldi bu gece..
taşıyamadım ..
hesapladım aslında sen git sen üzül diye sen diye...
basitleştirdim aşk büyümesin diye..
bırak kafamı elimi kolumu toplayamıyorum..
büyüsü kaçsın diye söylenmek zorunda
olan herşey üzerime geldi bu gece..
taşıyamadım ..
hesapladım aslında sen git sen üzül diye sen diye...
basitleştirdim aşk büyümesin diye..
Nisan 02, 2010
12:25
Ben yatağıma uzanmış huzurun tadını çıkarırken elimde kitabım
başucumda su dolu bardağım sana üzülüyordum..
Ezbere tadın peşinde kendini yalancı arzularla avuturken aklındaydım ya hani
sen onun gülüşünü seyrederken..
Ve sen yorgun gecenin ardında çıplak kaldığın yatağında uyanmaya çalışırken yüzüne
sürdüğün yabancı maskeden bir kez daha kurtulmak için atacaksın güneş ile beraber kendini sokağa..
Ezbere işte!
Olacaklar ki seni ileri günlere taşırken, bir akşamüstü elinde anahtarın kapıyı açarken boşluktaki kuşa gülümseyip anımsayacaksın geçmişte kalan o günü.
Ve zor olacak duvarlar anahtarı öyle suratına fırlatırken..
Yatağın yine boş gecen yine karanlık..
Ben olsam da hep özleyecektin beni..
Ben sana yine yazacaktım gece yine sessizken, sen kendini saplantılarına bırakmışken
Görmeseydin dokunmasaydın da yazacaktım.
Bir gün görsem yeterken, bir gün görmezken ve yetmezken ben yine sana yazacaktım..
Seni severken ya da sevmezken..
Şimdi ne gerek vardı asmalı sokaktan içeriye doğru süzülmüş kırlangıç gibi kadının eteğinin ucunda dönüşün..
Düşünmezken belki ben üzgünken..yapmazken düşündüklerini ve aslında yapacakken istediklerini tamda şimdi ne gerek vardı apacık ortada olan sevişmelere..
başucumda su dolu bardağım sana üzülüyordum..
Ezbere tadın peşinde kendini yalancı arzularla avuturken aklındaydım ya hani
sen onun gülüşünü seyrederken..
Ve sen yorgun gecenin ardında çıplak kaldığın yatağında uyanmaya çalışırken yüzüne
sürdüğün yabancı maskeden bir kez daha kurtulmak için atacaksın güneş ile beraber kendini sokağa..
Ezbere işte!
Olacaklar ki seni ileri günlere taşırken, bir akşamüstü elinde anahtarın kapıyı açarken boşluktaki kuşa gülümseyip anımsayacaksın geçmişte kalan o günü.
Ve zor olacak duvarlar anahtarı öyle suratına fırlatırken..
Yatağın yine boş gecen yine karanlık..
Ben olsam da hep özleyecektin beni..
Ben sana yine yazacaktım gece yine sessizken, sen kendini saplantılarına bırakmışken
Görmeseydin dokunmasaydın da yazacaktım.
Bir gün görsem yeterken, bir gün görmezken ve yetmezken ben yine sana yazacaktım..
Seni severken ya da sevmezken..
Şimdi ne gerek vardı asmalı sokaktan içeriye doğru süzülmüş kırlangıç gibi kadının eteğinin ucunda dönüşün..
Düşünmezken belki ben üzgünken..yapmazken düşündüklerini ve aslında yapacakken istediklerini tamda şimdi ne gerek vardı apacık ortada olan sevişmelere..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.
Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...