Kasım 16, 2010

12:05

İtilmiş bulutlar karanlıklara
Yorulmuş beyin hırdavatçılarda
Tepe tepe doldurmuşken seni
Takip Takip
İlk kez gerçekten sıkılmışken
Koşarak sana geldim
Güzel Öpücük!

Ekim 06, 2010

16:57

Kapatmışsam gözlerimi..
ellerim demirleri sımsıkı tutarken avuçlarım yanarken
hesabı yokken düşlerin
moloz yığınlarına karşı uçuyorsam apansız
ve sen sigarandan bir nefes çekerek ve beni iterek
dünyadan kaçmamı düşleyerek
ben amansız diyarlarda dolanırken sallanırken hissederken
yüzün değil düşlerin yabancıydı adam..

Eylül 29, 2010

16:30

Duygularımdır kimliğimin tam dışında kalan
ne gelmişim ne geçmişim ne şimdi ki zamanım
ne şartlar ne taşlar değiştiremez..
gülmek için sebep aramadan, dolmuştan dışarıya bakan..
her sabah aynı yok, dünün tekrarı olan bu gün
bir heyecan doldurmuştur içine sen kendine yalanlar söylerken..

Eylül 27, 2010

21:49

Ne Sonbahar ne kış değildi. İstanbul'a hiç gelmeyen mevsimlerden biriydi.
Uzunca yürümeye çalışırken hayata doğru. Onu farketmiş olmanın heyecanıyla değişti mevsim. Okumaktan çok yazmaya kafayı takmış olmanın verdiği heyecanlar sayesinde kendisine seçtiği kurbanlara şöyle bir göz attı. Şaşkınlığı dillere destan, ortalıkta zeki herşeyi hemen anlar gibi dolaşan, kendisine karşı kayıtsız kalamayan bir çok erkeği görmemiş ya da görmek istememişti.

Sınırsız kalabalığın coşkulu yalnızlıkların içinde gidip gelen tüm hayalperestliklerin anlamsızlığı ile dolanıp durdu Kabataş sahilinde. Şimdi ben sana ne yapmalıyım? içimde dolaşan onca duygudan nasıl kurtulmalıyım.
Ve nasıl ağlamaya başlamalıyım omuzunda?
Kendinden anlamsız birşeyler oluyordu..

Mavi duvarlı bozuk kapılı
Tek yataklı, beyaz ışıklı
halısız, tütün kokan
aşık bir adam tanıdım ben
Kokusu uzak şehirlerden
Ölüme yakın olanlardan
Bastığı yeri bilmeyenlerden heyecanlı
Ağzı içki kokan
Saçları dağınık
Elleri güçlü
Teni sert
umarsız
yağmuru seven
yıkanmayı sevmeyen
ayakları toprak
kalbi ahşap kokan bir adamdı..

Kapıdan içeri giren;

Saçları uzun sarmaşık
elleri kirli kırmızı
eteği uzun basmalı
kalçaları çıkık işveli
nefesi alkol kokan
yüreği temiz
tutkuları leş!
kahkahası şen
gözleri şer!
bir kadın girdi içeriye!

İçtiler yudum yudum kadeh kadeh..
Tütün basarken ağırdan içeriyi
Ve ben usulca kapıdan çıkarken
Gözlerini benden kaçırmanı seyrettim...

Haziran 20, 2010

19:59

Ruhumda bir sabah aklımda sen..
Hala akşamüstü kahveleri içilirken bu sokakta
aşkına uzanmış yollardan koşarak sana geldim..
Gözlerime baktığın anlardan seçtim sana sunduğum lezzetleri..
Tadı mayhoş, üstü kapalı sarı balmumu misali öpücükler
kondurdum kavanozun kapağına..
Sıcak dedin yaşamayı bilmedin, tükenir dedim inat ettin!
Hala güzelken ellerim tut!
Zaman geçiyor büyüdükçe biz..

Mayıs 26, 2010

01:54

minikçe çıplak ayaklarıyla mı koşmalıydı
yetişemezdi uçan balonun ardından..
dizlerini çamurlu toprağın üzerine bıraktığında
ümitsizce gökyüzüne doğru baktı..
biraz daha büyük olabilseydi ayakları sanki yetişebilecekti..
rüzgar biraz daha az esebilseydi o gün keşke..
olmadı..

Mayıs 05, 2010

21:19

ve öyküler dolmuşken
apansız
sevimsiz
patlarken mısırlar heyecansız
can çekişirken..
ümitsizlik sarmışsa tuzlu ..
zevkin tadı böyle mi anlaşılır

21:17

insanları anlayamadığımı söylediğimde neden bana gülüyorsunuz
ağzınıza dolanan sakız hiç mi bulandırmadı midenizi
fırlatıp atmaya çalışırken tüm düşleri
beyazsız olan boşluklar içinde yuvarlanırken
maviye kırmızı derken ve coşarken kelimeler
kendiliğinden nihayet
şimdi daha iyi olabilirim
sessiz..

21:09

nasıl söylerdim ki ona daha yirmi altı yaşında
bakamazdı ya göremezdi hırçın olanı hoyrat düşeni
kifayetsiz sarardı ya hesapsız düşlerin içinde
ruhuna giren sebepsiz aşkın kendisiydi
nasıl anlatırdım ki ona beni dinleseydi..

21:08

korkma!
korkma..
yazmayacağım sana
kaçma!
kaçma
yakalamayacağım
anlayabildiğim kadar anlayabildim seni
sen razıydın ya yalnız yürümeye üzülme..
sokaklar hep güzel
ışık hep ışık
karanlık hep karanlık
hiçbirşey yok değişen
endişelenme..

21:03

sen en çok beni kaybettin
söylenen sözlerimi
gürültüyü kaybettin
sana sürekli doğruyu göstermeye çalışırken
düşünen beni kaybettin..
adı üstünde kaybolan dönmez geri
ve düşünmek için çok zamana ihtiyacımız yok
zaman senin bildiğin gibi aksın ne farkeder
benim bildiklerim bana yeter..

.

  Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...