Kasım 16, 2010

12:16

Yazarken tuttuğum yazının küçüğü gibi
minicik bir sebep olsaydı
küçük harf yani..
Hem söylersem bağırmam üstelik
Zihnimde canlanan mola yerindeki apansız
Çocuk duyguları gibi kararsız
Komşunun ayak sesi kadar duyarsız
Kapının açılmasıyla anlamsız sözlerin ardından..
O kedinin gülüşü hiç çıkmıyor inan aklımdan...
Mavi odalı hikayelerde kaybederken
Ve ellerin ne güzel diyerek gülümserken
düşünüp üstelik düşlerken
kimsenin okumadığını farzedip saçlarımı kokladım..

12:11

Martıların korkunç çığlıkları gözlerinde
Hala o denli çekici ve gürültücü!
Ve sana inanmam için tek bir şey
Umut bile yeşermedi içimde...
Duygularımdan içeriye koşarken
Ağlamaklı, aldatmacalı
Senin yıllar sonra hissetiğin gerçek
Ama şimdi ben kaçarken
Çok geç!

12:07

Soyulmuş muzlar ölmüş balıklara benzerken
Tıngırtının içinde bir hikaye
Hikayenin içinde ayaklarım sallanırken
içime dolmuşken
gizliden
bitti
uyuduk.

12:05

İtilmiş bulutlar karanlıklara
Yorulmuş beyin hırdavatçılarda
Tepe tepe doldurmuşken seni
Takip Takip
İlk kez gerçekten sıkılmışken
Koşarak sana geldim
Güzel Öpücük!

Ekim 06, 2010

16:57

Kapatmışsam gözlerimi..
ellerim demirleri sımsıkı tutarken avuçlarım yanarken
hesabı yokken düşlerin
moloz yığınlarına karşı uçuyorsam apansız
ve sen sigarandan bir nefes çekerek ve beni iterek
dünyadan kaçmamı düşleyerek
ben amansız diyarlarda dolanırken sallanırken hissederken
yüzün değil düşlerin yabancıydı adam..

Eylül 29, 2010

16:30

Duygularımdır kimliğimin tam dışında kalan
ne gelmişim ne geçmişim ne şimdi ki zamanım
ne şartlar ne taşlar değiştiremez..
gülmek için sebep aramadan, dolmuştan dışarıya bakan..
her sabah aynı yok, dünün tekrarı olan bu gün
bir heyecan doldurmuştur içine sen kendine yalanlar söylerken..

Eylül 27, 2010

21:49

Ne Sonbahar ne kış değildi. İstanbul'a hiç gelmeyen mevsimlerden biriydi.
Uzunca yürümeye çalışırken hayata doğru. Onu farketmiş olmanın heyecanıyla değişti mevsim. Okumaktan çok yazmaya kafayı takmış olmanın verdiği heyecanlar sayesinde kendisine seçtiği kurbanlara şöyle bir göz attı. Şaşkınlığı dillere destan, ortalıkta zeki herşeyi hemen anlar gibi dolaşan, kendisine karşı kayıtsız kalamayan bir çok erkeği görmemiş ya da görmek istememişti.

Sınırsız kalabalığın coşkulu yalnızlıkların içinde gidip gelen tüm hayalperestliklerin anlamsızlığı ile dolanıp durdu Kabataş sahilinde. Şimdi ben sana ne yapmalıyım? içimde dolaşan onca duygudan nasıl kurtulmalıyım.
Ve nasıl ağlamaya başlamalıyım omuzunda?
Kendinden anlamsız birşeyler oluyordu..

Mavi duvarlı bozuk kapılı
Tek yataklı, beyaz ışıklı
halısız, tütün kokan
aşık bir adam tanıdım ben
Kokusu uzak şehirlerden
Ölüme yakın olanlardan
Bastığı yeri bilmeyenlerden heyecanlı
Ağzı içki kokan
Saçları dağınık
Elleri güçlü
Teni sert
umarsız
yağmuru seven
yıkanmayı sevmeyen
ayakları toprak
kalbi ahşap kokan bir adamdı..

Kapıdan içeri giren;

Saçları uzun sarmaşık
elleri kirli kırmızı
eteği uzun basmalı
kalçaları çıkık işveli
nefesi alkol kokan
yüreği temiz
tutkuları leş!
kahkahası şen
gözleri şer!
bir kadın girdi içeriye!

İçtiler yudum yudum kadeh kadeh..
Tütün basarken ağırdan içeriyi
Ve ben usulca kapıdan çıkarken
Gözlerini benden kaçırmanı seyrettim...

Haziran 20, 2010

19:59

Ruhumda bir sabah aklımda sen..
Hala akşamüstü kahveleri içilirken bu sokakta
aşkına uzanmış yollardan koşarak sana geldim..
Gözlerime baktığın anlardan seçtim sana sunduğum lezzetleri..
Tadı mayhoş, üstü kapalı sarı balmumu misali öpücükler
kondurdum kavanozun kapağına..
Sıcak dedin yaşamayı bilmedin, tükenir dedim inat ettin!
Hala güzelken ellerim tut!
Zaman geçiyor büyüdükçe biz..

Mayıs 26, 2010

01:54

minikçe çıplak ayaklarıyla mı koşmalıydı
yetişemezdi uçan balonun ardından..
dizlerini çamurlu toprağın üzerine bıraktığında
ümitsizce gökyüzüne doğru baktı..
biraz daha büyük olabilseydi ayakları sanki yetişebilecekti..
rüzgar biraz daha az esebilseydi o gün keşke..
olmadı..

Mayıs 05, 2010

21:19

ve öyküler dolmuşken
apansız
sevimsiz
patlarken mısırlar heyecansız
can çekişirken..
ümitsizlik sarmışsa tuzlu ..
zevkin tadı böyle mi anlaşılır

21:17

insanları anlayamadığımı söylediğimde neden bana gülüyorsunuz
ağzınıza dolanan sakız hiç mi bulandırmadı midenizi
fırlatıp atmaya çalışırken tüm düşleri
beyazsız olan boşluklar içinde yuvarlanırken
maviye kırmızı derken ve coşarken kelimeler
kendiliğinden nihayet
şimdi daha iyi olabilirim
sessiz..

21:09

nasıl söylerdim ki ona daha yirmi altı yaşında
bakamazdı ya göremezdi hırçın olanı hoyrat düşeni
kifayetsiz sarardı ya hesapsız düşlerin içinde
ruhuna giren sebepsiz aşkın kendisiydi
nasıl anlatırdım ki ona beni dinleseydi..

21:08

korkma!
korkma..
yazmayacağım sana
kaçma!
kaçma
yakalamayacağım
anlayabildiğim kadar anlayabildim seni
sen razıydın ya yalnız yürümeye üzülme..
sokaklar hep güzel
ışık hep ışık
karanlık hep karanlık
hiçbirşey yok değişen
endişelenme..

21:03

sen en çok beni kaybettin
söylenen sözlerimi
gürültüyü kaybettin
sana sürekli doğruyu göstermeye çalışırken
düşünen beni kaybettin..
adı üstünde kaybolan dönmez geri
ve düşünmek için çok zamana ihtiyacımız yok
zaman senin bildiğin gibi aksın ne farkeder
benim bildiklerim bana yeter..

Mayıs 01, 2010

03:10

sen ile ben bir hapishanedeyiz
duyguların mahkum olduğu dokunsan kırılacak
dokunsan ağlayacak dökülecek!
omuzunda ağlıyormuş gibi yatağıma yattığımda
şimdi sen neden buradasın bilemedim...
kaçmaya çalışırken yakalandığın kabuslar gibi
yapacak olsak yanlış olan
aramızda ki en büyük engeldi doğruluk!

Nisan 27, 2010

22:35

çıkmadan önce yazılan yazılar gibi.. herşey ayaküstü gelişi güzel alelade!!
bırak kafamı elimi kolumu toplayamıyorum..
büyüsü kaçsın diye söylenmek zorunda
olan herşey üzerime geldi bu gece..
taşıyamadım ..
hesapladım aslında sen git sen üzül diye sen diye...
basitleştirdim aşk büyümesin diye..

Nisan 02, 2010

12:25

Ben yatağıma uzanmış huzurun tadını çıkarırken elimde kitabım
başucumda su dolu bardağım sana üzülüyordum..
Ezbere tadın peşinde kendini yalancı arzularla avuturken aklındaydım ya hani
sen onun gülüşünü seyrederken..
Ve sen yorgun gecenin ardında çıplak kaldığın yatağında uyanmaya çalışırken yüzüne
sürdüğün yabancı maskeden bir kez daha kurtulmak için atacaksın güneş ile beraber kendini sokağa..
Ezbere işte!
Olacaklar ki seni ileri günlere taşırken, bir akşamüstü elinde anahtarın kapıyı açarken boşluktaki kuşa gülümseyip anımsayacaksın geçmişte kalan o günü.
Ve zor olacak duvarlar anahtarı öyle suratına fırlatırken..
Yatağın yine boş gecen yine karanlık..
Ben olsam da hep özleyecektin beni..
Ben sana yine yazacaktım gece yine sessizken, sen kendini saplantılarına bırakmışken
Görmeseydin dokunmasaydın da yazacaktım.
Bir gün görsem yeterken, bir gün görmezken ve yetmezken ben yine sana yazacaktım..
Seni severken ya da sevmezken..
Şimdi ne gerek vardı asmalı sokaktan içeriye doğru süzülmüş kırlangıç gibi kadının eteğinin ucunda dönüşün..
Düşünmezken belki ben üzgünken..yapmazken düşündüklerini ve aslında yapacakken istediklerini tamda şimdi ne gerek vardı apacık ortada olan sevişmelere..

Mart 31, 2010

18:03

benzeyebilir bütün cümleler birbirine
yazarken bile parmaklar klavyenin üstünde kalıyormuş gibi.
oturmayan birşey var..
ya orda ya burada bilemiyorum.
soru işareti olmayan hayaller kuramıyorum.
tuşlara bile sağlam basamıyorum..
bir sandık dolusu saman çöpü!!
gittiğim yol kısa bitiveriyor.
sakin bir günün akşamı! işte sıradan bugün!
benzer bir çok gün ile beraber düşünüldüğünde işte yine akşam oldu.
sedef beyazı düşlerin içerisinde çok gösterişli geldi bu mekan bana
oysa kendin istediğinde klişe olmak oyle eğlencelı ki.
siyahtan daha çok korkutur beyaz boşluk beni..

Mart 26, 2010

11:47

Geceleri başka olduğum kadın
sonunda güldürdüm yüzünü ümitlerini askıya mı aldın
çarşafa mı doladın bilemem renkli panjurlu o ahşap evden içeri girerken
saçların sararmış dolana dolana kapıları kaplamış her yürüdüğü adımdan
ardından gelen tüm cücelere gülmeyi unutmamış
sallana sallana hesap soran düşlerden kaçarak geldiği bu amlamsız baktığı yeşil
tavanlarda bulmuş hayatı..
piyano çalarken düştüğü hesaplaşmanın ortasında
şu an yıkılsa etraf dıyerek özgürlüğünün tadını cıkarmış
sessiz kal be adam sen sustukça ben yazar oldum
sen kaçtıkça ben başka oldum..

11:42

Uyanırsın ya bir mola yerinde ağzın pas tutmuş bedenin yollara vurmuş kendini
Bağlasam olmaz saçlarımı bağlamasam olmaz..
Yine Sonsuzluk!
yatağın dibinde yanımdaki yastığa koyarken başını ümitle bak!
hala..
gelmeyen uyku nöbetlerine yapışmış dudaklarım parçalı..ıslat!
o kadar özledim ki seni bu akşam saçlarımı yatağına hediye ettim
geldim.

Mart 21, 2010

14:16

balonlarını saçlarına bağlamak isteyişi gözümün önünden gitmiyor..
onları şişiriyor ordan oraya atıyor zıplatıyor..kendi ordan oraya hopluyor
sonra onlara ipler bağlamak için yerde oturuyor. Bu yaşta bile giymeye devam ettiği
külotlu çorabının ağı görünüyor. Neşesini hiçbirşeyin bozmasına izin vermeyecek kadar
kendi dünyasını seviyordu..
çok kıskandım onu.

Mart 18, 2010

00:15

sesler sesler.. elindeki kutuyu kapatana kadar ne çok ses çıkardın
oysa ki sen hareket ettikçe hayallerimin önünü kapatıyorsun..
sessiz ol!
karşıda duran ışıklara bak parlayan..
Yine soruyorum ya şimdi ne olacak diye?
Bugünlerde çok konuşur olduk seninle hadi cevap ver
ne zaman gökyüzüne bakıp gülümsesem hep bir şey mi değişir.
söyle artık başka süpriz ne bu halimle?

Mart 14, 2010

19:24

uzun koridorlardan, sıkışmış sessizlikten uzak
hareketli bir maymun misali neşelenmek ister gönül
dört başı mağdur çalışan herşeyi kıskanan gözlerim
duvarlar içerisinde yapayalnız..
şimdi sonuç beklerken ortalıkta, görmüyorum ne bir asfalt
ne bir yolcu..kaldım buralarda ve öptüğün çocukluğumdu neşe saçan..
Baktığın kadın hissiz hesapsız düşler biriktirirken kötü olduğunu
söyleyenlere inat yaşadı korkusuz..

Şubat 19, 2010

.

Geçmişten gelirken, hani başıboş dolanırken orada burada bakmışken.. düştük yollara
bugün..

Ocak 15, 2010

19.50

Okadar sessizdim ki...koktum
yazmazsam ölecektim az önce! dinlediğim hayatın sesimi bilmiyorum.
hasta olmadığım hasta gibi olduğum ve beynimin durduğu şu iki gün
sonunda ne olacağını bilmeden isyan etmek boşuna sanki.
gülüşün yalan be adam gülme boşuna, oynaşık cümlelerinle başından
atmaya çalıştığın insanlar senden daha anlamlı.. sen yeni başlangıcının
içinde yuvarlanırken bilmezmisin içine beni katamadığın hiçbirşey yolunda
gidemez hayatında. seni ben kirlettim arınamazsın!

.

  Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...