sesimle, sessizliğimle
bildiklerim, bilmediklerimle
acılarımla, acımasızlıgımla
ellerimle, beceriksizliğimle
hesabım, hesapsızlığımla
günlerimle, gecelerimle
maviyle, turuncuyla
gümüş balıklar ve yakamozla
aşkla heyecanla coşkuyla
ve yalnızlıkla
benim!
Kaydettiğim seslerle başedemiyorum, bahçesinden içeri girdiğim ve sırılsıklam olmamı sağlayan yağmura görürsün sen dedim!
Mayıs 05, 2011
18:36
Mavi şehir
Damla damla ışıklı
Belki heyecanlı
Uzaktan...
Geceler şimdi beni içerisine almış,
Oysaki gündüz!
Kendisiyken hayatın
o denli parlak yaklaşmaya korktuğum..
Tek tek sayardık ya ışıkları görmemiş gibi
Şimdi nerde oluyor sabah ben bilemedim..
Damla damla ışıklı
Belki heyecanlı
Uzaktan...
Geceler şimdi beni içerisine almış,
Oysaki gündüz!
Kendisiyken hayatın
o denli parlak yaklaşmaya korktuğum..
Tek tek sayardık ya ışıkları görmemiş gibi
Şimdi nerde oluyor sabah ben bilemedim..
Ocak 15, 2011
19:50
Yasaklar içimizdedir, korku da, aşk da
Bilmediğim bir şehrin kokusunda
hayat bana gözkırparken
ben sevgilinin,
karanlık ve dar
geceleri sessiz ve soğuk
ama düzenli bir şehirde yaşadığını
düşlüyorum..
içime su gibi dolan temiz olan
o şehir gibi bir adam..
Bana hayallerimi geri veren!
Bilmediğim bir şehrin kokusunda
hayat bana gözkırparken
ben sevgilinin,
karanlık ve dar
geceleri sessiz ve soğuk
ama düzenli bir şehirde yaşadığını
düşlüyorum..
içime su gibi dolan temiz olan
o şehir gibi bir adam..
Bana hayallerimi geri veren!
19:38
Bir sabah seninle
perdelerin uçtuğu rengarenk
hüzünlü bir akşamdan kalma ışıklı üstelik
Ve Cenevre'de bir sabah seninle adı aşk olan..
tüm düşlerin hesapsız olduğu
tüm dillerin yabancı
tüm şişelerin geceden tükendiği
bütünlerle çoğalmış bir sabah sanki..
yaşamak gerekmez bilmek için
ve doyasıya hissetmek için aşk!
perdelerin uçtuğu rengarenk
hüzünlü bir akşamdan kalma ışıklı üstelik
Ve Cenevre'de bir sabah seninle adı aşk olan..
tüm düşlerin hesapsız olduğu
tüm dillerin yabancı
tüm şişelerin geceden tükendiği
bütünlerle çoğalmış bir sabah sanki..
yaşamak gerekmez bilmek için
ve doyasıya hissetmek için aşk!
Kasım 16, 2010
12:16
Yazarken tuttuğum yazının küçüğü gibi
minicik bir sebep olsaydı
küçük harf yani..
Hem söylersem bağırmam üstelik
Zihnimde canlanan mola yerindeki apansız
Çocuk duyguları gibi kararsız
Komşunun ayak sesi kadar duyarsız
Kapının açılmasıyla anlamsız sözlerin ardından..
O kedinin gülüşü hiç çıkmıyor inan aklımdan...
Mavi odalı hikayelerde kaybederken
Ve ellerin ne güzel diyerek gülümserken
düşünüp üstelik düşlerken
kimsenin okumadığını farzedip saçlarımı kokladım..
minicik bir sebep olsaydı
küçük harf yani..
Hem söylersem bağırmam üstelik
Zihnimde canlanan mola yerindeki apansız
Çocuk duyguları gibi kararsız
Komşunun ayak sesi kadar duyarsız
Kapının açılmasıyla anlamsız sözlerin ardından..
O kedinin gülüşü hiç çıkmıyor inan aklımdan...
Mavi odalı hikayelerde kaybederken
Ve ellerin ne güzel diyerek gülümserken
düşünüp üstelik düşlerken
kimsenin okumadığını farzedip saçlarımı kokladım..
12:11
Martıların korkunç çığlıkları gözlerinde
Hala o denli çekici ve gürültücü!
Ve sana inanmam için tek bir şey
Umut bile yeşermedi içimde...
Duygularımdan içeriye koşarken
Ağlamaklı, aldatmacalı
Senin yıllar sonra hissetiğin gerçek
Ama şimdi ben kaçarken
Çok geç!
Hala o denli çekici ve gürültücü!
Ve sana inanmam için tek bir şey
Umut bile yeşermedi içimde...
Duygularımdan içeriye koşarken
Ağlamaklı, aldatmacalı
Senin yıllar sonra hissetiğin gerçek
Ama şimdi ben kaçarken
Çok geç!
12:07
Soyulmuş muzlar ölmüş balıklara benzerken
Tıngırtının içinde bir hikaye
Hikayenin içinde ayaklarım sallanırken
içime dolmuşken
gizliden
bitti
uyuduk.
Tıngırtının içinde bir hikaye
Hikayenin içinde ayaklarım sallanırken
içime dolmuşken
gizliden
bitti
uyuduk.
12:05
İtilmiş bulutlar karanlıklara
Yorulmuş beyin hırdavatçılarda
Tepe tepe doldurmuşken seni
Takip Takip
İlk kez gerçekten sıkılmışken
Koşarak sana geldim
Güzel Öpücük!
Yorulmuş beyin hırdavatçılarda
Tepe tepe doldurmuşken seni
Takip Takip
İlk kez gerçekten sıkılmışken
Koşarak sana geldim
Güzel Öpücük!
Ekim 06, 2010
16:57
Kapatmışsam gözlerimi..
ellerim demirleri sımsıkı tutarken avuçlarım yanarken
hesabı yokken düşlerin
moloz yığınlarına karşı uçuyorsam apansız
ve sen sigarandan bir nefes çekerek ve beni iterek
dünyadan kaçmamı düşleyerek
ben amansız diyarlarda dolanırken sallanırken hissederken
yüzün değil düşlerin yabancıydı adam..
ellerim demirleri sımsıkı tutarken avuçlarım yanarken
hesabı yokken düşlerin
moloz yığınlarına karşı uçuyorsam apansız
ve sen sigarandan bir nefes çekerek ve beni iterek
dünyadan kaçmamı düşleyerek
ben amansız diyarlarda dolanırken sallanırken hissederken
yüzün değil düşlerin yabancıydı adam..
Eylül 29, 2010
16:30
Duygularımdır kimliğimin tam dışında kalan
ne gelmişim ne geçmişim ne şimdi ki zamanım
ne şartlar ne taşlar değiştiremez..
gülmek için sebep aramadan, dolmuştan dışarıya bakan..
her sabah aynı yok, dünün tekrarı olan bu gün
bir heyecan doldurmuştur içine sen kendine yalanlar söylerken..
ne gelmişim ne geçmişim ne şimdi ki zamanım
ne şartlar ne taşlar değiştiremez..
gülmek için sebep aramadan, dolmuştan dışarıya bakan..
her sabah aynı yok, dünün tekrarı olan bu gün
bir heyecan doldurmuştur içine sen kendine yalanlar söylerken..
Eylül 27, 2010
21:49
Ne Sonbahar ne kış değildi. İstanbul'a hiç gelmeyen mevsimlerden biriydi.
Uzunca yürümeye çalışırken hayata doğru. Onu farketmiş olmanın heyecanıyla değişti mevsim. Okumaktan çok yazmaya kafayı takmış olmanın verdiği heyecanlar sayesinde kendisine seçtiği kurbanlara şöyle bir göz attı. Şaşkınlığı dillere destan, ortalıkta zeki herşeyi hemen anlar gibi dolaşan, kendisine karşı kayıtsız kalamayan bir çok erkeği görmemiş ya da görmek istememişti.
Sınırsız kalabalığın coşkulu yalnızlıkların içinde gidip gelen tüm hayalperestliklerin anlamsızlığı ile dolanıp durdu Kabataş sahilinde. Şimdi ben sana ne yapmalıyım? içimde dolaşan onca duygudan nasıl kurtulmalıyım.
Ve nasıl ağlamaya başlamalıyım omuzunda?
Kendinden anlamsız birşeyler oluyordu..
Mavi duvarlı bozuk kapılı
Tek yataklı, beyaz ışıklı
halısız, tütün kokan
aşık bir adam tanıdım ben
Kokusu uzak şehirlerden
Ölüme yakın olanlardan
Bastığı yeri bilmeyenlerden heyecanlı
Ağzı içki kokan
Saçları dağınık
Elleri güçlü
Teni sert
umarsız
yağmuru seven
yıkanmayı sevmeyen
ayakları toprak
kalbi ahşap kokan bir adamdı..
Kapıdan içeri giren;
Saçları uzun sarmaşık
elleri kirli kırmızı
eteği uzun basmalı
kalçaları çıkık işveli
nefesi alkol kokan
yüreği temiz
tutkuları leş!
kahkahası şen
gözleri şer!
bir kadın girdi içeriye!
İçtiler yudum yudum kadeh kadeh..
Tütün basarken ağırdan içeriyi
Ve ben usulca kapıdan çıkarken
Gözlerini benden kaçırmanı seyrettim...
Uzunca yürümeye çalışırken hayata doğru. Onu farketmiş olmanın heyecanıyla değişti mevsim. Okumaktan çok yazmaya kafayı takmış olmanın verdiği heyecanlar sayesinde kendisine seçtiği kurbanlara şöyle bir göz attı. Şaşkınlığı dillere destan, ortalıkta zeki herşeyi hemen anlar gibi dolaşan, kendisine karşı kayıtsız kalamayan bir çok erkeği görmemiş ya da görmek istememişti.
Sınırsız kalabalığın coşkulu yalnızlıkların içinde gidip gelen tüm hayalperestliklerin anlamsızlığı ile dolanıp durdu Kabataş sahilinde. Şimdi ben sana ne yapmalıyım? içimde dolaşan onca duygudan nasıl kurtulmalıyım.
Ve nasıl ağlamaya başlamalıyım omuzunda?
Kendinden anlamsız birşeyler oluyordu..
Mavi duvarlı bozuk kapılı
Tek yataklı, beyaz ışıklı
halısız, tütün kokan
aşık bir adam tanıdım ben
Kokusu uzak şehirlerden
Ölüme yakın olanlardan
Bastığı yeri bilmeyenlerden heyecanlı
Ağzı içki kokan
Saçları dağınık
Elleri güçlü
Teni sert
umarsız
yağmuru seven
yıkanmayı sevmeyen
ayakları toprak
kalbi ahşap kokan bir adamdı..
Kapıdan içeri giren;
Saçları uzun sarmaşık
elleri kirli kırmızı
eteği uzun basmalı
kalçaları çıkık işveli
nefesi alkol kokan
yüreği temiz
tutkuları leş!
kahkahası şen
gözleri şer!
bir kadın girdi içeriye!
İçtiler yudum yudum kadeh kadeh..
Tütün basarken ağırdan içeriyi
Ve ben usulca kapıdan çıkarken
Gözlerini benden kaçırmanı seyrettim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.
Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...