Ekim 10, 2022

 


Aslinda onlar merak ediyorlardı. Nasıl gülüyorum nasıl ağlıyorum, kendimle nasil egleniyordum. Hepsi merak edenler icin ve merak edildiğimi bilmek icin varolmustu. Cizerken birden biraktigim kalemi yazı yazmak icin tekrar elime alıyorum. Bir çiziyorum bir yazıyorum. Nasıl ikiniz anlaşmayı bulacak ve birbirinizle bir iliski yasamaya baslayacaksiniz? Ikinizin arasını yapabilmek icin epey bir yıldır ugrasiyorum ve ikinizin bu iliskisi beni krize sokuyor... Beklenti kendi icinde yarattigin buyuk bir girdap.. Hayatta hiçbir beklentisi olmayan insan yoktur. Kendi icin olmasa bile başkaları icin, çocuğu icin sevdikleri icin hayattan bekledikleri muhakkak vardır.  Sonu var midir diye düşünmeyiz, her sona doğru yaklastigimiz an yeniden bir seyin doğması bir muzice hayatta..

Ekim 06, 2022

 

Günlerdir bir agac almak istiyorum. Evde kocaman bir agac görme duygumdan uzaklasamiyorum. Bitkilere çok iyi bakamıyorum. Sararip solduklarinda telaslaniyorum. Bir arkadaşım artık bir yere kök salmak istediğimi söyledi duygusal olarak anlamı bu olabilirmiş. Kök salmak ne demek pek bilmiyorum. Yıllardır yer degistirmek, göç etmek insanin bünyesinde aliskanlik yapıyor. Sürekli havada yasamak gibi bir türlü yere degmiyor ayaklarımız.. 

Evdeki bu sessizlik.. Üç tane hint bülbülüm var o kadar çok su iciyorlar ki sabah uyanır uyanmaz çocukları giydirip o üç küçük kusla ilgileniyorum. Iki japon baliginin sesi hiç cikmiyor zaten.. kafalarını suyun yüzeyine cikarip sabah erkenden yemeklerini bekliyorlar. Sonra ben sabah erken evdeki herkesi yolcu ederken bir kahvaltı yapıyorum acelece. Ve sonra onlar gidince tekrar yapıyorum. Ve ardindan okuldan gelecek çocuklarım icin ne pisirecegimi, aksam kocaminda karnını doyurmam gerektiğini düşünüyorum. Simdi yazarken bakiyorum da hayatim ne çok beslemek ile iliskili... Ve beslenmeyen hersey sonunda sararıp soluyor. Ciceklere gösteremediğim ilgi icin üzülüyorum ama yine de evde bir agac olmalı... 

Ekim 05, 2022

 


Yazarak sakinleşiyorum. Zihnim aciliyor. Bulutlar dagiliyor kafamin icinde. Herkesi herseyi reddetmeye calisiyorum. Insanlarla görüşmek bana bir yük haline gelmeye başlıyor. Aslında icinden çıkmaya calistigim hiçbir duygu yok. Oldukça sakin günler yaşıyorum. Çok seyi kabullenmenin insana ne kadar iyi geldigini 40 yaşımda anladım. ilk yazmaya çok yillar önce başladım. ilk resim çizmeye.. Yolumu buldum mu hayır! Bir yoldur hayat son nefesi verene kadar diyerek mücadele etmeye devam ediyorum. 

Evimin asagisinda bir sosyal tesiste oturuyorum, kahve iciyorum. Karnimida doyurdum. Gelen mesajlara cevapta vermiyorum. Orman gibi heryer yeşillik. Kocaman bir havuz var bir kere bile girmedim. Evde calisan kadini görmekten usandim. Evin heryerine yumurta kokusunu sindirmişti. Beni deli ettigi icin kendimi evden disari attım. Hayatta tüm isleri yapabilmek imkansız özellikle iki cocuk ve bir is adamı ile evliyseniz, tam bir karmasa icinde düzen kurmaya alismalisiniz.  Kurdum mu hayır.. Evdeki herkesin duygularına gore davranmak zorunda olmak, herkesin ayni yemeği yemek istememesi, çocukların okul adaptasyon sorunlari, ve ben...

Ne çok şey var yazacak...

 


Prag'dan bu yana pek yazı yazmamisim. Hatta Prag'da bile yazdım diyemem. Beynimin icinde cümleler ordan oraya savrulurken, yazmak sadece günlük tutmanın ötesine geçemedi. Bir roman yazma heyecanım hala var ama eminim çok insanda vardır. Digerlerinden çok daha öteye gecebilir mi bilmiyorum.  Avrupa'dan tasinali dort ay oldu. Yuzmusum yüzmüşüm derinlerde biyerlerde sirt ustu uzanıp dinleniyormuşum duygusundayım.  Aslında nereye nasıl gideceğimi bilmez bir haldeyim. Normalde hiç Boyle uzun yazılar yazmam ben. Siir halinde dokuluyor kelimeler. Ama yapmam gereken ve unuttuğum durumun bu oldugunu epey zaman oldu düşünüyorum.  Iste öyle simdi sirt ustu uzanmış denizin ortasında soğuk ama uzerime vuran güneşten enerji alarak, boğulmamak ve bedenimi yormamak icin duruyorum.

Her hareket ettigimde yanlış bir tarafa doğru gidiyorum sanki. Suyun icine giriyorum yüzüyorum sonra yine sonsuzluk duygusu. Anin icinde ol diyorlar ya. Iste simdi tam anin tam ortasındayım. Bıraktım kendimi su beni biyere götürür mu dersin? 

Bir sabah lanet bir bacak agrisi ile uyanıyorum. Günlerdir geçmiyor. Artık bu neden benim basıma geliyor diye sormuyorum. Geliyor iste! Bir gün tüm planların bosa geçeceği dolusuyla gün yaşıyoruz. Hergun daha verimli olacak duygusu ile ama nedir ki daha verimli olma durumu ben henüz çözemedim. Daha çok resim yapmam mi? ürünlerimi daha çok satmak mi? Bunalmış durumda oldugum net. 

Nisan 16, 2022

Prag/ Nisan

 


Dedim ya hava dört derece falandı

Artık üşümüyordum... 

Biliyor musun?

Beni en hüzünlendiren şarkılardan biri başladığında,

Mevsim Nisandı. 

Hava dört dereceydi.

Artık kedim yoktu

Artık duygu yoktu

Bitemeyen bir kış masalı gibi

Bir yenilgi sanki hayat 

Yasadığımız sürece tükenen

Ağaçlar tohumlarını açmaya başlamıştı.

Topluyordum yine 

dolapları, eşyaları..

Bir tek kafamın içi kalmıştı toplanamayan..

Yok olmuyordu!


Aralık 18, 2020

.

 

Müzik niye durdu aniden 

Hungur hungur aglamamak icin zor tutuyorum kendimi

Müzik neden sustu?

Yazarken verdigim boşluklar gibi bekliyorum

Boşlukları anla diye..

Anla! 

Aglayamiyorum...


Kasım 07, 2017

...


Yazdan kalma çiçekleri düşün
Pencerenin önüne iliştirdiğin
Birde zorunda olmadığın hayatı
Ve beni sevebileceğin
Altmış dakikan olsun hayatta!
Sonra tara saçlarını
Uzunca koş
Uzunca oku gazeteleri
Yollara sür
Denize bak
Gökyüzüne
Işıklara
Lezzetli yemeklere
Sevişmelere...
Güzel olan herşeye bak
Muhteşem bir otel odası düşün
Uzunca kalmadığın
Saçlarını okşamadığın
Yüzüne bakmadığın
Kahvaltılardan nefret ettiğin
Terkedip gittiğin aşkım!

Eylül 19, 2017

..

Yazamıyorum...
yazamıyorum...
Ellerim kırılmış gibi
Kanadım yokmuş...
Ertesi gün güneş doğmayacak gibi
Zaman tükenmiş
Çicekler kurumuş
Denizler çekilmiş
Bir kış akşamı
donmuş gibi gözyaşlarım
Bir cocuk öksüz kalmış gibi
Boynunu bükmüş gibi yelkovan
Sen hiç gelmeyecek gibi
Sevgilim...
Zaman bomboş bir sonsuzlukta
akmaya devam ederken
ben ortasında kalmış gibi!
Zamansız kapı çalışı gibi
Sevilmeyen süprizler
Ekşi bir tad gibi ağzımda
Yokluğun...
Sen hiç gelmeyeceksin
Ben bir daha hiç
Gülmeyecekmişim gibi
Sevgilim...

Eylül 20, 2016

.

Rengarenk ışıl ışıl ışıkların arasından,
Avazı çıktığı gibi bağırıyor rüzgar...
Tutunsam nafile!
Bağırsam duymuyor beni!
Bıraktım kendimi gece görünmeyen denizin kenarına...

Temmuz 28, 2016

.

böyle işte
sınır ötesi sanki
bucaksız topraklarda
dikenli tellerin üstündeki
Leş bu aşk!
kokusu kurak
kanı donuk
ağzı pas
yağmura hasret
iki kavgalı ülke bu aşk
sınırları geçilemeyen!

Nisan 22, 2016

..

ne kalmadıysa içimde aradım durdum
aradım belki bulurum dedim bulamadım
öylece bakakaldım içimdeki boşluğa
ne yapsam dolduramadım
oturdum bir çiçek ektim kavanoza!
bulutlar gelir ya yağmaz bir türlü
tam öyle oldum kaldım yani!

.

  Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...