Ekim 05, 2022

 


Prag'dan bu yana pek yazı yazmamisim. Hatta Prag'da bile yazdım diyemem. Beynimin icinde cümleler ordan oraya savrulurken, yazmak sadece günlük tutmanın ötesine geçemedi. Bir roman yazma heyecanım hala var ama eminim çok insanda vardır. Digerlerinden çok daha öteye gecebilir mi bilmiyorum.  Avrupa'dan tasinali dort ay oldu. Yuzmusum yüzmüşüm derinlerde biyerlerde sirt ustu uzanıp dinleniyormuşum duygusundayım.  Aslında nereye nasıl gideceğimi bilmez bir haldeyim. Normalde hiç Boyle uzun yazılar yazmam ben. Siir halinde dokuluyor kelimeler. Ama yapmam gereken ve unuttuğum durumun bu oldugunu epey zaman oldu düşünüyorum.  Iste öyle simdi sirt ustu uzanmış denizin ortasında soğuk ama uzerime vuran güneşten enerji alarak, boğulmamak ve bedenimi yormamak icin duruyorum.

Her hareket ettigimde yanlış bir tarafa doğru gidiyorum sanki. Suyun icine giriyorum yüzüyorum sonra yine sonsuzluk duygusu. Anin icinde ol diyorlar ya. Iste simdi tam anin tam ortasındayım. Bıraktım kendimi su beni biyere götürür mu dersin? 

Bir sabah lanet bir bacak agrisi ile uyanıyorum. Günlerdir geçmiyor. Artık bu neden benim basıma geliyor diye sormuyorum. Geliyor iste! Bir gün tüm planların bosa geçeceği dolusuyla gün yaşıyoruz. Hergun daha verimli olacak duygusu ile ama nedir ki daha verimli olma durumu ben henüz çözemedim. Daha çok resim yapmam mi? ürünlerimi daha çok satmak mi? Bunalmış durumda oldugum net. 

.

  Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...