böyle!! yürümek zaten. elele kolay olur. yalnız yürü ki gururlan!
küseceğin yıllar değil ta kendisi benliğinin!
hiç ihanet etmedin sen nereye gidersen git nerede olursan ol
hadi mutlu ol!
Kaydettiğim seslerle başedemiyorum, bahçesinden içeri girdiğim ve sırılsıklam olmamı sağlayan yağmura görürsün sen dedim!
Kasım 22, 2009
Kasım 20, 2009
50
Şeker pembesi pamuklar biriktirirken coşku ile dün geceden kalma,
küçükçe yaramaz top yuvarlandı sabah başucumda uyandım. sen ortada yoktun
küçük kaçamakların beni güldürüyordu oysa. sessiz yürümene gerek yok korkma benden
seni duyamam peşinde değilim..kirletme düşlerimi ve sana gitme diyorsam o kadına gitme!
küçükçe yaramaz top yuvarlandı sabah başucumda uyandım. sen ortada yoktun
küçük kaçamakların beni güldürüyordu oysa. sessiz yürümene gerek yok korkma benden
seni duyamam peşinde değilim..kirletme düşlerimi ve sana gitme diyorsam o kadına gitme!
49
Nasıl göründüğüme baktım ordan..epey uçsuz bucaksız görünen sınırları olmayan bir sonsuzluk gibi geldi bana
bencilliği ve çocuksuzluğu düşündüm.
kitlenip kaldığım sandalyede bırkac zaman ötesiydi.
ne kadar güçlü olduğumu gördüğümde korktum.
farketseydi eğer diğerleri dünya o zaman oyunların kurguların ve aslında hiç gerçek olmayanların gibi şimdiki gibi de aslında.. tırnaklarım biraz uzadı ve onları kırmızıya batırırken ne de güzel bir tiksinti duydum..ve dünyanın benim için sunduğu herşeyden bir kez daha irkildim..
bencilliği ve çocuksuzluğu düşündüm.
kitlenip kaldığım sandalyede bırkac zaman ötesiydi.
ne kadar güçlü olduğumu gördüğümde korktum.
farketseydi eğer diğerleri dünya o zaman oyunların kurguların ve aslında hiç gerçek olmayanların gibi şimdiki gibi de aslında.. tırnaklarım biraz uzadı ve onları kırmızıya batırırken ne de güzel bir tiksinti duydum..ve dünyanın benim için sunduğu herşeyden bir kez daha irkildim..
Kasım 19, 2009
48
yaşa! sokaklarda ölüm burnumuzun içindeyken hep inançsızlık hep güvensizlik
dizboyu iken bugüne bakıp gülümsemeden uyumak içten değil! ağlamak neye yarayacak
isyan yoksa anlamı yok zaten geçen günün.. renkler değişir karanlık bastığında
bas üstüne siyahı bak nasıl karanlıksın! korkma geceden doğan sessizliğe
tadına bak. Yaşamak dediğin bir efsane değil hiç yavaş değil ölüm aniden
yüzünü çevir karanlığa korkma!
dizboyu iken bugüne bakıp gülümsemeden uyumak içten değil! ağlamak neye yarayacak
isyan yoksa anlamı yok zaten geçen günün.. renkler değişir karanlık bastığında
bas üstüne siyahı bak nasıl karanlıksın! korkma geceden doğan sessizliğe
tadına bak. Yaşamak dediğin bir efsane değil hiç yavaş değil ölüm aniden
yüzünü çevir karanlığa korkma!
47
içi dışı benzersiz bir oda sessiz sakin kırmızıdan uzak
hayalsiz düşsel gerçekçi halısız hikayesiz ve dingin..
küçük pabuçları olan mavimsi bir düş.. zamansız akan
dünyevi boşluktan daralan ateşsiz bir şömine. o kapıdan
girip çıkarken gördüğü tek şey boş oda. içinde barındırdığı
haz ve içinden çıkılmayan bir cam kavanozda biriktirdikleri
haydi koş zaman daralırken kendi varlığınla öykünme!
hayalsiz düşsel gerçekçi halısız hikayesiz ve dingin..
küçük pabuçları olan mavimsi bir düş.. zamansız akan
dünyevi boşluktan daralan ateşsiz bir şömine. o kapıdan
girip çıkarken gördüğü tek şey boş oda. içinde barındırdığı
haz ve içinden çıkılmayan bir cam kavanozda biriktirdikleri
haydi koş zaman daralırken kendi varlığınla öykünme!
Kasım 18, 2009
46
boktan dünyanın içinde yuvarlanıp durmaktan yorulmuş beynimin
sağı başka solu başka konuşurken
sen hep aynı alemde gerçekmiş gibi davranan yalancı duygularına
inanacak bişey bırakmadın bende!
sağı başka solu başka konuşurken
sen hep aynı alemde gerçekmiş gibi davranan yalancı duygularına
inanacak bişey bırakmadın bende!
45
Güzel köyün efendisi
sana geliyorum bu akşam
hadi aç kollarını..
biraz ılık süt ve unlu kurabiyeden ver bana
her gülücükten medet umma ama adam!
batan gemilerde bıraktım ben gülücüklerimi
rahat bırak beni sıcak köşede,
ayaklarım yere değmemecesine oturacağım sallana sallana
oyle bakma bana komik değilim ben..
sana geliyorum bu akşam
hadi aç kollarını..
biraz ılık süt ve unlu kurabiyeden ver bana
her gülücükten medet umma ama adam!
batan gemilerde bıraktım ben gülücüklerimi
rahat bırak beni sıcak köşede,
ayaklarım yere değmemecesine oturacağım sallana sallana
oyle bakma bana komik değilim ben..
44
Aramayınız..
arayıpta bulamazsınız
gülmeyiniz öyle
güldüremezsiniz
anlatmayınız hikaye
karnım yeni doydu
minik küçük renkli mi renkli şüphelerimle
başbaşayım ben
süslemeyiniz kelimeler öyle..
ama durmayınız
hareketi severim doyasıya..
arayıpta bulamazsınız
gülmeyiniz öyle
güldüremezsiniz
anlatmayınız hikaye
karnım yeni doydu
minik küçük renkli mi renkli şüphelerimle
başbaşayım ben
süslemeyiniz kelimeler öyle..
ama durmayınız
hareketi severim doyasıya..
43
Ne de keyifsiz..
zıplamak için sebep bulamadığımdan beri
küskünüm insanlara Tanrı'ya ve sana
ağlamak yasak
ağlamak utandırıyor beni
suça ortak olduğum günden beri..
zıplamak için sebep bulamadığımdan beri
küskünüm insanlara Tanrı'ya ve sana
ağlamak yasak
ağlamak utandırıyor beni
suça ortak olduğum günden beri..
42
Benim ardımdan
o sessizlik kaplamış adı soğuk olan
bakmakla doyamayacağın
elleri güzel olan kendi kötü
yüzü güzel kalbi karanlık adam!
o sessizlik kaplamış adı soğuk olan
bakmakla doyamayacağın
elleri güzel olan kendi kötü
yüzü güzel kalbi karanlık adam!
41
en olmadık zaman kaçan gidişlerdir, beni senden kurtaran
yalan dolanın içinde dönüp duran
ve şimdi tam zamanı derken ağlatan
yazmak için yıllar gerekir insanın içine oturan
Ne yalan! tüm hevesler bir bir kaybolan
bir bakmışım dünya sensiz olan!
yalan dolanın içinde dönüp duran
ve şimdi tam zamanı derken ağlatan
yazmak için yıllar gerekir insanın içine oturan
Ne yalan! tüm hevesler bir bir kaybolan
bir bakmışım dünya sensiz olan!
Kasım 17, 2009
40
ne kadar gülüyorsunuz
nasıl da sesiniz gür çıkıyor
ne iyi cümleleriniz öyle
sizli bizlileri sevmiyorsunuz
samimiyetiniz fevkalade
Gözlerinizin içi gülüyor ne şahane!
korkmayınız bir ben biliyorum yalnızlığınızı!
nasıl da sesiniz gür çıkıyor
ne iyi cümleleriniz öyle
sizli bizlileri sevmiyorsunuz
samimiyetiniz fevkalade
Gözlerinizin içi gülüyor ne şahane!
korkmayınız bir ben biliyorum yalnızlığınızı!
Kasım 14, 2009
39
ben süslü gerçekleri seviyorum
elimde dantelli şemsiye, eldivenlerim
topuklu ayakkabılarım, kırmızı rujum..
'gibi' görünmeyi seviyorum
onun gibi senin gibi şunun gibi
ayakkabılarım ses çıkarırken
iççamaşırımın yumuşaklığı bedenimi sardığında
tebessümü seviyorum hislerim karşısında
senin sevdiğin gibi yapıcam deme bana
sen benim sevmediğim gibiyi nerden bileceksin ki
ben adaçayı içmem
o kadar.
elimde dantelli şemsiye, eldivenlerim
topuklu ayakkabılarım, kırmızı rujum..
'gibi' görünmeyi seviyorum
onun gibi senin gibi şunun gibi
ayakkabılarım ses çıkarırken
iççamaşırımın yumuşaklığı bedenimi sardığında
tebessümü seviyorum hislerim karşısında
senin sevdiğin gibi yapıcam deme bana
sen benim sevmediğim gibiyi nerden bileceksin ki
ben adaçayı içmem
o kadar.
38
görmüş olsam bilirdim içinde nasıl bir aşk olduğunu
sevmiş olsan anlardım acı makarna sosunu nasıl yaptığını
gerçek olsan gerçek olurdun
kıskanc olsan kıskanç
bahtiyar olsan..
ve gitmiş olsan giderdin..
eline bir alet alıp açsan göğsünü kanlarınla
bir avuç kalbini çıkarıp gösterdiğinde
buna aşk mı diyeceksin
gözünü seveyim bildiğin organ işte bu
hadi aç gör gerçeği
orda bişey yok!
sevmiş olsan anlardım acı makarna sosunu nasıl yaptığını
gerçek olsan gerçek olurdun
kıskanc olsan kıskanç
bahtiyar olsan..
ve gitmiş olsan giderdin..
eline bir alet alıp açsan göğsünü kanlarınla
bir avuç kalbini çıkarıp gösterdiğinde
buna aşk mı diyeceksin
gözünü seveyim bildiğin organ işte bu
hadi aç gör gerçeği
orda bişey yok!
37
zamanın dibinde birgün geçmişi anımsatan güzel bir gün doğmuşken içime,
yaşamaktan vazgeçmedim yaşadım.
bekledim..alacakaranlıktan gelen o prensi ben yakaladım
öptüm, kokladım, sevdim.
zamanın birinde olacak olanları düşünmeyi bıraktım..
tahminsiz yaşamanın verdiği özgürlük kanatlarımı havalandırdı.
yeniden gülümsedim..
bana bakmanın güzelliğini başka kimselere bağlamadım. tek gerçeğin
birtek ben olduğuma inandıktan sonra bana tebessümle bakan o kör canavarı
dostum ettim kendime. hiç hayıflanmadım!
yaşamaktan vazgeçmedim yaşadım.
bekledim..alacakaranlıktan gelen o prensi ben yakaladım
öptüm, kokladım, sevdim.
zamanın birinde olacak olanları düşünmeyi bıraktım..
tahminsiz yaşamanın verdiği özgürlük kanatlarımı havalandırdı.
yeniden gülümsedim..
bana bakmanın güzelliğini başka kimselere bağlamadım. tek gerçeğin
birtek ben olduğuma inandıktan sonra bana tebessümle bakan o kör canavarı
dostum ettim kendime. hiç hayıflanmadım!
Kasım 13, 2009
36
kaçmasaydım kalacaktım!
yasak bir suçun içinde dolanırken
nefesin yüzümü nedense soğuturken ellerim neredeydi bilemedim..
gitmeseydim kalacaktım sonra..,
merdivenlerden koşarken amansız
o sahneyi baştan almak geçmedi mi aklımdan? sanıyorsan yanılıyorsun..
kararından korkmusken ben karar verseydım sonsuzluga bırakacaktım kendımı
biliyordum..
Amansızca ıslanırken yokuştan aşağı yine tutamadım yağmurla ıslanan gözyaşlarımı.
yasak bir suçun içinde dolanırken
nefesin yüzümü nedense soğuturken ellerim neredeydi bilemedim..
gitmeseydim kalacaktım sonra..,
merdivenlerden koşarken amansız
o sahneyi baştan almak geçmedi mi aklımdan? sanıyorsan yanılıyorsun..
kararından korkmusken ben karar verseydım sonsuzluga bırakacaktım kendımı
biliyordum..
Amansızca ıslanırken yokuştan aşağı yine tutamadım yağmurla ıslanan gözyaşlarımı.
35
hesaplıydı gülüşler., ben sensiz olmayan düşler biriktirirken yastığımda uyku bilmez gecelerde bardaktan ne sular içtim geceden gündüze doğru. Tamam yine oldu sabah derken o gün yine bulutluydu sanki. Hayatı kendime göre çözmüş olmaktan mutlu mu olmalıyım mutsuz mu kararsız kaldım şimdi?
34
Hatırlar hatırlamaz yüzünde bir yabancı elinde bir yabancı yanında bir yabancı
toplamda iki kişi. Bir o yana bir bu yana yatakta yanyana.
Uzak uzak severken birbirimizi yanyana uzak.
Biri arka bahçede diğeri ön bahçede aynı çatıda koşulsuz ağlayan iki kişi..
yazık.
toplamda iki kişi. Bir o yana bir bu yana yatakta yanyana.
Uzak uzak severken birbirimizi yanyana uzak.
Biri arka bahçede diğeri ön bahçede aynı çatıda koşulsuz ağlayan iki kişi..
yazık.
33
Ellerinden kayıp giderken bir piyano tuşu gibi nazik sesimle..
Dünyada neler olmuş bilmeden, hastalığıma üzülemeden,
yaşamak bir işkence olmuşken derinden..
ve sensizliği yaşarken orda durmuş sen bana bakarken bir yalan olduğumu anlayacaksın adam. Sonunda güzel kadın tekrar görüşücez diyip noktayı koyacaksın.
Ben o kadar yalanım ki bak yalan söyledim..
Dünyada neler olmuş bilmeden, hastalığıma üzülemeden,
yaşamak bir işkence olmuşken derinden..
ve sensizliği yaşarken orda durmuş sen bana bakarken bir yalan olduğumu anlayacaksın adam. Sonunda güzel kadın tekrar görüşücez diyip noktayı koyacaksın.
Ben o kadar yalanım ki bak yalan söyledim..
32
Kaçırılmış filmler kahvesi diye bir yer biliyorum,
eğer, kaçırılmış hayatın telafisi olsaydı
Yeni bir bilet, biraz para ve bir koltukla hallederdik.
Bugünü de kaçırdım ben zamana takıldım orda kaldım
bir adım öne geçemedim. Orda olmamayı dileyerek ordaydım.
eğer, kaçırılmış hayatın telafisi olsaydı
Yeni bir bilet, biraz para ve bir koltukla hallederdik.
Bugünü de kaçırdım ben zamana takıldım orda kaldım
bir adım öne geçemedim. Orda olmamayı dileyerek ordaydım.
31
Açık kapılı tuvalet sesleri duydum.. Sevdim.. dedi ilginç bir ses tonuyla işini rahatlıkla yaparken onbeş metrekarelik o alanda kendisine sunduğu hayatın kapılarını daima açık bıraktığını mı hissettirmek istiyordu ya da rahatlamak için yapılan bu eylemin onunla dalga geçmek için mi olduğunu ayırt edemedi. Mutfakta kalan bulaşıklarla boğuşurken pencerenin camını açtı temiz bir hava alabilmek için duyduğu koku oraya yuva yapan güvercinlerden geliyordu sabah yağmur yağmıştı ve etraf sessizdi. Güvercinlerin kokusu yoğunlaşmıştı nemli.. hayvanlara olan sevgisinden bu kokudan tiksinmek onu utandırdı camı geri kapattı. Mutfaktaki işleri yarım bırakıp ışığı açık bırakılan tuvaletin kapısından içeri baktı kimse yoktu.. onu da bilmiyorum dedi kendi kendine oraya gitmenin onun için bir anlamı yoktu aslında bedeni oraya sürüklüyor ve sonra orda olmaktan pişmalık duyuyordu. Gerçek olduğu gibi göz önüne serildiğinde ve hiç beklentisiz yargısız sorgusuz olduğunda şimdi nedir bu olanlar diye dünyaya şaşkınca bakakalıyorsun diyerek odasında uykuya daldı.
30
Yok bu gece tahamülüm hiçbir yaşanmışlığa! kandıramıyorum kendimi aynı şarkıyı yine.. oysa içimizde bütün bombalar patlamışken bana hatırlattığın pişmanlıklar artık acıya dönmüşken, ve aynalara baktığımda yaşlanan yüzüme dokunurken incitmeden, kendimi hep severken ama hep acırken.. çok daha önce yapmalıydık biz bu kısa yürüyüşleri kaçamak öpüşleri, etrafı çoktan sarmışken kokum öyle doya doya çekebilmeliydin içine bugün bile şehrin göbeğinde korkusuz takıntısız anlamsız..Kalabalıklar yalnız olmazdı o zaman korkmazdık biz olmayanlardan hepimiz insandık hepmiz yalnızdık..hepimiz bırakmıştık gerçek olanı ardımızda belki hepimiz kendimizin katiliydik ama bilemedik..Beyin damarlarım çatlarken düşünmekten bir arada olabilmek çare olsaydı şu başağrıma koşa koşa gelirdim koynuna..Gömleğime işlemiş yıkandıkca sadece rengi solan bir leke gibi aşk.
28
Bugün epey bir kendime güler buldum kendimi..
Üstüste yığılmış hayatımın içinde koşturmadan bu ne yorgunluk anlayamadım böyle. Üstelik ben hala arka bahçemde renkli salyangozlar biriktiriyorum senden habersiz..
Onları yakaladığım gibi suluboyama batırıyorum, hepsi biraraya geldiğinde bildiğin şölen!
Sensiz düşler değil biriktirdiklerim herşeyin içine dahil olan tek bir şey var aklımda
tuttuğum..
Unutmamak için parmağıma ip bağlamak anlamsız unutmak için bağlasam olmaz mı?
Üstüste yığılmış hayatımın içinde koşturmadan bu ne yorgunluk anlayamadım böyle. Üstelik ben hala arka bahçemde renkli salyangozlar biriktiriyorum senden habersiz..
Onları yakaladığım gibi suluboyama batırıyorum, hepsi biraraya geldiğinde bildiğin şölen!
Sensiz düşler değil biriktirdiklerim herşeyin içine dahil olan tek bir şey var aklımda
tuttuğum..
Unutmamak için parmağıma ip bağlamak anlamsız unutmak için bağlasam olmaz mı?
27
Hayatı geçiriyorum bazen..
Geniş zamanların, geniş camların ardından..
Gözümün önünde büyüyen..
Yüzümü hep aydınlığa çevirmek için kaçıyorum durmadan.
Boynumu rahatsız eden yastıktan, günler geceler verilmiş bir tasarımdan, üzerine yazıyla ezip geçiyorum. Önem verilmiş herhangi bir şeyin herhangi hiç bir anlamı olmadığından..
Ben uzakları düşünüyorum, ayağıma takılmış yorgandan içi dolu bardağından..
Yorgunluktan bunalmış kafam..
Ve sen hiçbir şeyin farkında olmadan ve olmadığın için mutlu olan, gözlerin hırsla
için umutla dolan.
Ben uzaklara dalarken gördüğüm o karanlıktır midemi bulandıran!!
Geniş zamanların, geniş camların ardından..
Gözümün önünde büyüyen..
Yüzümü hep aydınlığa çevirmek için kaçıyorum durmadan.
Boynumu rahatsız eden yastıktan, günler geceler verilmiş bir tasarımdan, üzerine yazıyla ezip geçiyorum. Önem verilmiş herhangi bir şeyin herhangi hiç bir anlamı olmadığından..
Ben uzakları düşünüyorum, ayağıma takılmış yorgandan içi dolu bardağından..
Yorgunluktan bunalmış kafam..
Ve sen hiçbir şeyin farkında olmadan ve olmadığın için mutlu olan, gözlerin hırsla
için umutla dolan.
Ben uzaklara dalarken gördüğüm o karanlıktır midemi bulandıran!!
26
Ah mavi'ler Morlar uzak dursun benden! Ateş olsun kırmızı dolsun yüreğimiz yansın beter olalım. Ben maviyi hiç sevmezdim senin mavi düşlerin vardı be adam! adın da maviydi bir zaman Mavi mavi konuşurdun uzak, yabancı cümlelerinle.. Ben o maviye biraz kırmızı kattım baktım mor oldu işte o zaman biz mahvolduk!
25
Doymadan tüketen kare kare elbiseli ve uyumak için çarşaflara dolanan, azalan doğrudürüst cümle kuramadan yazıyı bitiriveren huysuz aksi ve gururlu kadın gelsene
bu gece dinlenelim seninle..
bu gece dinlenelim seninle..
24
Defalarca aynı müzik! güldüğü ve görmeye çalıştığı, içinden çıkılmayan ama hep içinde olan boş ilhamları barındıran çabuk bitiveren ve bittiğinde içini sıkan tekrar başlatmaya bile yorgun olan parmaklarım, yeniden..
Hep o yolda yürürken hep bu muzik çalardı, yılların değil mesafelerin uzaklığı olsa gerek..İçinde hep o olan ama içine dahil olmayan biraz daha sağa kaysa tam olacak gibi duran, çamaşırlara iz yapan düzeltmeye çalıştıkça beter izi kalan ah bu mandallar.
Hep o yolda yürürken hep bu muzik çalardı, yılların değil mesafelerin uzaklığı olsa gerek..İçinde hep o olan ama içine dahil olmayan biraz daha sağa kaysa tam olacak gibi duran, çamaşırlara iz yapan düzeltmeye çalıştıkça beter izi kalan ah bu mandallar.
23
bıkmiş, yorulmuş, kaçmış, ağlamış, durmamış bağırmış! koşmuş görmüş ki heryer çukurmuş mış'lardan muş'lardan arda kalan kelimelerle idare etmeye çalışmış olmamış yinede bazen çıldırmış ayaklarını soktuğu o küçük çukurlarda oynamak istemiş hep olmamış yine olmamış. ay yine kaybolmuş ağlamış..küçük lanet bir durum miğdesini bulandırmış..bikere de yanılmak istemiş yine yanılmamış yine çekirdekli! Ve bugün yalnız kalmak için gittiği o cafede sevdiği hiçbirşey bulamamış.
22
Başakların boynu eğilmiş dediler, gözleri görmemiş ne hüzün ne de keder birbirine bağlanmış iki ipten sarkmış baş aşağı ağaç sandığı apartmanın tepesinden..Gördüğü camdan içeri girmiş.. kadın dün geceden kalma saçma suratında elinde sigara benim eve doğru baktığının farkına varmamış..Baktığı tüm o şehir benim evime doğru aydınlanır. Suratında o anlamsız ifade.. aşk sandığın yalan dolanın içinde senin ne işin var o evde? hiç elinde sigara ile dönüp dönüp durma karelerde.
21
Bir bomba düşse içerisine! ya da ortaya çıksa etraf!
Baktım olmuyor, sıcakken içerisi o buz dolu suya girdim eridim.
Ne boktan şeymiş bu elma şekeri severdim sensiz düşleri..
Hani bakardım ya ardından soyunmadan, dokunmadan.. bıraktığın damlalar ayak
izlerinden kalma hemde salonun ortasında! sinirlenmeden, yedirmeden hatta
sindiremeden içine yaşamamak lazım anladım! Yapsan nafile yaşamak altıüstü farklı
elmaşekeri!
Baktım olmuyor, sıcakken içerisi o buz dolu suya girdim eridim.
Ne boktan şeymiş bu elma şekeri severdim sensiz düşleri..
Hani bakardım ya ardından soyunmadan, dokunmadan.. bıraktığın damlalar ayak
izlerinden kalma hemde salonun ortasında! sinirlenmeden, yedirmeden hatta
sindiremeden içine yaşamamak lazım anladım! Yapsan nafile yaşamak altıüstü farklı
elmaşekeri!
20
Bu kokuda ne? söylemeyi unuttuğum ve kuralları bilmediğimden beri, bu piyano sesi bana birşey hatırlattı geçmişten yana bakarak.. Hani demiştim ya renkli duvarları olan ama kendim boyadığım o oda hala çok güzel görünüyor bana. Hayal mi gerçek mi karar veremediğin düşen saksılara saatlerce özür dilemen çok inceydi bence..
19
Kendiliğinden gelirler ya davetsiz. Sonra yine kendiliğinden kendi kendilerine giderler. Kendilerini düşünmekten, karşıda kendisi olan asıl insanı görmezler.
hep kendi başlarına yaşamayı bilmiş zannedip, kendi dışındakileri başka bir şey zannederler. Bilmezler ki asıl kendilerine yazık ederler..
hep kendi başlarına yaşamayı bilmiş zannedip, kendi dışındakileri başka bir şey zannederler. Bilmezler ki asıl kendilerine yazık ederler..
18
Yoksa çığrından çıkmış mı insan. Deli dolu sokaklar sürekli
bir tuhaf bağırtılar niye bu kadar gülüyor bu insanlar? acaip sorgular sualler..
boğazımda birşey var gözümden çıkıyor.Yazmaya yetecek bişey yok bu aksam..
bir tuhaf bağırtılar niye bu kadar gülüyor bu insanlar? acaip sorgular sualler..
boğazımda birşey var gözümden çıkıyor.Yazmaya yetecek bişey yok bu aksam..
17
Darılmış gibi gözlerim tamamen aynalı! Sert bir duyguyla yaslandığım yatağımda zamanın kaçındayım bilmem..Bir yanım heyecan bir yanım hüzün..bilemedim ben açlık sefalet görmedim ben.
Bakmayın yüzüme öyle, şımarık aşkların büyüttüğü balıkçı bir kızım ben.. Çupra, levrek, hamsi misali zıplarım ben..yoluma çıkmayın.. Gerçekler bana ait değil düşlerimle yaşarım ben..
Bakmayın yüzüme öyle, şımarık aşkların büyüttüğü balıkçı bir kızım ben.. Çupra, levrek, hamsi misali zıplarım ben..yoluma çıkmayın.. Gerçekler bana ait değil düşlerimle yaşarım ben..
17
neyi biriktiriyor içinde merak eder oldu. sabah uyandığında tüm günü gözler önüne serdiğinde yataktan çıkmak epey bir zorlaşıyor. yapılması gereken diye birşey olmadığını benimsemesi yaklaşık ondört ayı buldu. geçen zaman neyi biriktirdi küçük kırmızı mantarlar gün geçtikçe büyüdü o bahçede bir yol bulamadı hala.. dönüp durmak labirent içinde..elbet bir yol var girdiğim bu bahçeden. bu sabah bir başlanıç olsun diye eline bir çekiç aldı. elleri çalışmayalı ne çok zaman olmuştu. Ağacın gölgesine oturup ağladı kendi kendine. Gözünde adımını atsa koşacağı bir yol ama içinden çıkılmaz bir hayalkırıklığıyla yerdeki otları parçaladı. isyan etmek gerekliydi. bir fincan kahve, sabah programları, yer bezi, ütü, yemek..bahanelerle dolu zaman üzerine yapışmış kurtulamıyor bu ağlardan. Ya küçük bir el ya büyük karakterli, karaktersiz, ince, narin yada kaba kuvvetli ama isyankar tutmalı omuzundan ya da vurmalı suratına iki tokat!
16
Yavaş başladı zaman.. gün henüz tam doğmamışken alacakaranlık kuşağından bir adam çıktı geldi zıpladı başımın üzerinde.. elimin tersiyle ittim onu gülerek koştu elimin ardından..güvensiz samimiyetsiz riyakar göründü çoğu zaman..oysa balıklar kadar huzurlu ve sıkışmıştım camın içerisinde. Şimdi pek çok anlamını bilmediğim bir dilin ötesinde anlam aramaya çalışıyorum. Saclarım dökülüyor buram buram kafamın içindeki sürüngenler kemiriyor bir bardak su içip düşünüyorum eğlenceli eğlencesiz herzaman.
15
Hayat Şöyleymiş böyleymiş..Pek anlamıyorum dostum..
sen ertesi günün yalnızlığından, kokusunu o geceden sonra hiç bilmediğin bir evden
kucağında küçük çantan, dün gece işlediğin suçu herkesin bildiğini zannedip utanç içinde koşturman.. Şimdi ben bu karmaşalardan uzak, sakin yürürken benim halimden sen
neden şikayet ediyorsun?
sen ertesi günün yalnızlığından, kokusunu o geceden sonra hiç bilmediğin bir evden
kucağında küçük çantan, dün gece işlediğin suçu herkesin bildiğini zannedip utanç içinde koşturman.. Şimdi ben bu karmaşalardan uzak, sakin yürürken benim halimden sen
neden şikayet ediyorsun?
14
Çok uzaktaydık, çok da yalnız.. Bir avuç akrabaydık bir zamanlar. Hergün biraz daha eksildik biraz daha yorulduk içimizdeki dünyadan.. Bilemedik birarada yaşamanın yollarını.. İçimize dolan en ümitli şeydi zaman.. Görmedik kalabalık çetrefilli sofralar saatlere uzanan..ne çoluk ne çocuk gürültüsü. Kendi ayak sesimizin gürültüsünden kaçtık, insan gibi olmayı bağladık başka anlamlara, olamadık..
13
Sabah altı. Neyi değiştirir ki sabah, ya bunun adı akşam olsaydı. Karanlık bastığında yeni bir gün başladı deseydik.. Tersine dönseydi ya zaman biz yine umarsız yine içimizdeki küçük hesapların biriktiği büyük dünyamıza dalsaydık.. onun bunun bahçesine girme planları kursaydık, derdine düştüğümüz paranın ideallerin kariyerin ucuz yollardan hesabını düşleseydik.. sonra da yalan bu dünya deseydik yine!
12
Biraz daha geri gelseydi ya zaman.. uzun patika yollardan küçük derin sulardan, papatya
kokularından..ümitlerden arda kalan günlerin anlamsızlığında belki bugün anlam bulurdu
tarifini bilmediğimiz yemek kokuları..
kokularından..ümitlerden arda kalan günlerin anlamsızlığında belki bugün anlam bulurdu
tarifini bilmediğimiz yemek kokuları..
11
Yağmurun sesi kulaklarıma dolan
Hep yalan hep dolan
Gümüş renkli bir balık gibi tepetaklak olan..
Sensin benim gecelerimi dolduran
Göğsünde bulduğum huzuru avuçlarımda tutan
Ne hasret ne acı ne de hüzün kokan..
Hep yalan hep dolan
Gümüş renkli bir balık gibi tepetaklak olan..
Sensin benim gecelerimi dolduran
Göğsünde bulduğum huzuru avuçlarımda tutan
Ne hasret ne acı ne de hüzün kokan..
10
Zaman kendi kendine dolan! Geçmesini beklemenin..
Okumak için aldığın bir yudum kahvenin hatırına bakakalma orada kendi başına!
Buradayım ben kırmızıda, kurumuş saksılarda..
Senin olmayan o dağınık odada,
Yerine koyamadığın her kim varsa diğer odada al götür onu uzaklara
çıkar elalemin ortasına!
Okumak için aldığın bir yudum kahvenin hatırına bakakalma orada kendi başına!
Buradayım ben kırmızıda, kurumuş saksılarda..
Senin olmayan o dağınık odada,
Yerine koyamadığın her kim varsa diğer odada al götür onu uzaklara
çıkar elalemin ortasına!
9
Ordan burdan emanet kaldırımlı taşlardan..
Bir odanın içinde olan öpüşmelerden
gülüşmelerden uzak olan!
Bulduğun tüm şehirlerden kaçıp gidişin.
Kimbilir şimdi kendini nasılda yiyişin..
Zor olur bensiz bilirim gülümseyişin..
Bir odanın içinde olan öpüşmelerden
gülüşmelerden uzak olan!
Bulduğun tüm şehirlerden kaçıp gidişin.
Kimbilir şimdi kendini nasılda yiyişin..
Zor olur bensiz bilirim gülümseyişin..
8
Nereye gidiyorsun? Benimle gel!
Koş koş koş renkli boya kalemlerinde tuttugum küçük balık bugün karnımı doyurdu.
ama hayaller dünyasında yaşanmaz kı. şimdi diyorsun ki bu yazıların anlamı ne kardeşim*
sen ne anlamak istersen o! işte yazılarımla aramdaki ilişki bu.
ben senin yıllarca gerçeküstü filmler çekeceğini düşündüm durdum. evet şimdi karışıyorum ortada kalan yine küçük bir balık. hep ellerinle tutup tam denize atacakken öldürdüğün.
Hayatı bir fantaziden ibaret yaşayan sen! belli ki dolmuşum, zannettim ki demekten nefret ediyorum..
Koş koş koş renkli boya kalemlerinde tuttugum küçük balık bugün karnımı doyurdu.
ama hayaller dünyasında yaşanmaz kı. şimdi diyorsun ki bu yazıların anlamı ne kardeşim*
sen ne anlamak istersen o! işte yazılarımla aramdaki ilişki bu.
ben senin yıllarca gerçeküstü filmler çekeceğini düşündüm durdum. evet şimdi karışıyorum ortada kalan yine küçük bir balık. hep ellerinle tutup tam denize atacakken öldürdüğün.
Hayatı bir fantaziden ibaret yaşayan sen! belli ki dolmuşum, zannettim ki demekten nefret ediyorum..
7
Görüntüleri ellerimle tutup değiştirmek istiyorum dedi. Yalan söylediler herşey elimle olmuyor işte..!!
Susam kafede yer yoktu kendimi Smyrna'ya attım.. Şimdi çalan fransızca şarkının ne oldugunu cok merak edıyordum ama sormıcam. Hani bazen olur ya.. Bır daha evde dınlesem aynı duyguyu hıssetmeyecektım.. Bunu bılmek sacma geldı!
Sanırım yemek yerken sıkılan garip bir kızım ben. Şimdi bir anda yeniden geldi. Anladım ki birinin el çırpması birinin bağırması, ağlaması, tv'nin sesi, gülme sesleri, davul, zurna, bağlama..
Bunları duyarken yazabiliyorum. Kalabalıktan korkarak gürültüyle besleniyorum.. Sana bir isim bulmalıyım çok sık gelir çok sık gider oldun.. Ön taraftan manzaranın daha sık göründüğü bir kerpiç ev duvarları şehir kokmayan. Yaşasın! Zeytin ağaçlarıyla toprağı besleyeceğin.. Yine gel olur mu ne iyi ettin..
Susam kafede yer yoktu kendimi Smyrna'ya attım.. Şimdi çalan fransızca şarkının ne oldugunu cok merak edıyordum ama sormıcam. Hani bazen olur ya.. Bır daha evde dınlesem aynı duyguyu hıssetmeyecektım.. Bunu bılmek sacma geldı!
Sanırım yemek yerken sıkılan garip bir kızım ben. Şimdi bir anda yeniden geldi. Anladım ki birinin el çırpması birinin bağırması, ağlaması, tv'nin sesi, gülme sesleri, davul, zurna, bağlama..
Bunları duyarken yazabiliyorum. Kalabalıktan korkarak gürültüyle besleniyorum.. Sana bir isim bulmalıyım çok sık gelir çok sık gider oldun.. Ön taraftan manzaranın daha sık göründüğü bir kerpiç ev duvarları şehir kokmayan. Yaşasın! Zeytin ağaçlarıyla toprağı besleyeceğin.. Yine gel olur mu ne iyi ettin..
6
zıplayarak hoplayarak oynadığım sek sek misali geçtim o yollardan.
bir yanlışa daha yanlış baktım dudağımı büzdüm kırmızı yapraklı yeşil bir ağaç gördüm.
tepesine tırmanmak için zorlandım sonra sıkıldım kafama bir ceviz düştü. hiç kırmızı yapraklı ceviz ağacı olur mu dedim. saçlarımı iki yana toplamış onüç yaşında gibi baktım büyük gözlerimle karşı karşıya geldik.Saçımın bir kuyruğunu tuttu çekti. Bende ona tükürdüm.. Sonra ellerini havaya kaldırdı birbirine vurdu. Beni güldürdü..
bir yanlışa daha yanlış baktım dudağımı büzdüm kırmızı yapraklı yeşil bir ağaç gördüm.
tepesine tırmanmak için zorlandım sonra sıkıldım kafama bir ceviz düştü. hiç kırmızı yapraklı ceviz ağacı olur mu dedim. saçlarımı iki yana toplamış onüç yaşında gibi baktım büyük gözlerimle karşı karşıya geldik.Saçımın bir kuyruğunu tuttu çekti. Bende ona tükürdüm.. Sonra ellerini havaya kaldırdı birbirine vurdu. Beni güldürdü..
5
Hayatta başıma gelen en kötü şey benim..
bana değiştiğimi söylediğinizde
odamın camına koyduğum pervanemi düşünüyorum..
dönmesin diye onu rüzgardan uzak tutuyorum..
bana değiştiğimi söylediğinizde
odamın camına koyduğum pervanemi düşünüyorum..
dönmesin diye onu rüzgardan uzak tutuyorum..
4
Oralarda dolaşmıştım o sokakta yürümüş.. ama okadar yukarıdan bakmamıştım kendime doğru.
Sessizliği seviyorum ama bunu değil. Ben olmamak için çok mu zorladım belli mi ettim komik miydi acaba bilemiyorum. O eski müzikler, kokular değişmiyor.. Karşılıklı sitemler. Fazla gerçek olduk.
Bu bile bize yetmedi. Kendimizle sorunumuz hiç bitmedi. Pek çok yürüdük. Ben pek çok özlemişim gördüm.. Süngerler, berbat biliyorum. Çok eğrelti bana ait değil. Çok geç kalınmış bir kucaklamanın samimiyetini yitirdi. Elimdeki kar tanelerini saymaya çalışırken eriyorlar keşke bana yardım edebilseydin ama imkansız diye birşey var biliyorum..
Sessizliği seviyorum ama bunu değil. Ben olmamak için çok mu zorladım belli mi ettim komik miydi acaba bilemiyorum. O eski müzikler, kokular değişmiyor.. Karşılıklı sitemler. Fazla gerçek olduk.
Bu bile bize yetmedi. Kendimizle sorunumuz hiç bitmedi. Pek çok yürüdük. Ben pek çok özlemişim gördüm.. Süngerler, berbat biliyorum. Çok eğrelti bana ait değil. Çok geç kalınmış bir kucaklamanın samimiyetini yitirdi. Elimdeki kar tanelerini saymaya çalışırken eriyorlar keşke bana yardım edebilseydin ama imkansız diye birşey var biliyorum..
3
Eskiden sen diye başlayan cümlelerden korkuyorum.. dünde eskidi hatta yazdıgım ılk cumleden sonra şimdi bu bile.. Bana eskiden super bir insanmışım. Hayat şöyleymiş böyleymiş pek anlamıyorum dostum. Sen ertesi günün yalnızlığından, kokusunu o geceden sonra hiç bilmediğin bir evden kucağında küçük çantan, dün gece işlediğin suçu seni gören herkesin bildiğini zannedip utanç içinde koşturman.. Şimdi ben karmaşalardan uzak sakin yürürken benim halimden sen neden şikayet ediyorsun..
2
Şimdi odam taşınacakmış gibi.
Herşeyi kutuladım bugün.
Başka türlü toplayamazdım.
Hepsinin ağzını sıkı sıkı kapattım.
Etrafımda kullanabileceğim bir eşya kalmadı.
Bu gece boş boş oturuyorum.
Gerekli olan herşeyden vazgeçtim.
Kendimi alıştırmaya çalışıyorum.
Özleyeceğim ve ihtiyacım olan şeylerin yokluğunu kabullenmek için..
(12.Ağustos.2009)
Herşeyi kutuladım bugün.
Başka türlü toplayamazdım.
Hepsinin ağzını sıkı sıkı kapattım.
Etrafımda kullanabileceğim bir eşya kalmadı.
Bu gece boş boş oturuyorum.
Gerekli olan herşeyden vazgeçtim.
Kendimi alıştırmaya çalışıyorum.
Özleyeceğim ve ihtiyacım olan şeylerin yokluğunu kabullenmek için..
(12.Ağustos.2009)
1
Eskisi gibi nasıl olacak?
Yürü Cihangir'e gidelim.. Ne zaman özlesem bu.
Ama şimdi sinirliyim..
Gecenin köründe elime bir kutu geçiyor ve ona nazik davranıp
bantını sökmek isterken üzeri aşınıyor. Bu beni delirtiyor.
Kutuları bantlamak niye bant ne ya!
Artık eskisi gibi durmasının imkanı yok saçmalık.
(11 Ağustos 2009 Salı)
Yürü Cihangir'e gidelim.. Ne zaman özlesem bu.
Ama şimdi sinirliyim..
Gecenin köründe elime bir kutu geçiyor ve ona nazik davranıp
bantını sökmek isterken üzeri aşınıyor. Bu beni delirtiyor.
Kutuları bantlamak niye bant ne ya!
Artık eskisi gibi durmasının imkanı yok saçmalık.
(11 Ağustos 2009 Salı)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
.
Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...