Ekim 12, 2022

Cok acayip seyler söyleyesim var. Ağız dolusu küfrederek lunaparkin tam ortasında eteklerim zil calarcasına dönmek istiyorum. Gökyüzüne bakarak. Bulutlari degil, yildizlara doğru dönmek istiyorum..Yalnizligin korkunç keyfine varmanın tadını bedenimi ruzgara karşı bırakarak buluyorum. Hadi durma ruzgar! döndür beni.. Kollarim kanat olmuşken, yıldızlara vardigimda dünya da ne kucuk bir varlık oldugumu görmeyi nasil arzuluyorum. Nasıl bir arzu bu kendini bir hiç sayabilmek. Hissettigin onca duygunun gökyüzünden bakılınca anlamını yitirmek. Bu yüzden ne zaman üzülsem, ne zaman anlayamadigim duygular ile basedebilmeyi denesem ve caresiz kalsam. Düsünsem, düşünsem ve yine düşünerek icinden çıkamasam. Bir küçük elma kurdu olsam dalsam icine dönüp dolansam çıkamasam. Orda beslenebilsem. Ta ki bir bicak ile elmayı kesene dek! icinde bulunduğum durumu farketmesem!

 


  Sabahlari kalkmak sandigimdan daha zor olmaya başladı. Bunu beklemiyordum. Erken uyanmak bir takinti benim icin. Kimse uyanmadan evi dolaşmak günü anlamaya calismak, uyurgezer gibi.. Hava artık daha da geç aydinlaniyor. Yakinda karanlıkta yatıp, karanlıkta uyanacağız. Daha az uyuduğumda daha yaratıcı oldugumu biliyorum. Kafam hiç olduğu yerde degilki burdayken baska biyerde dans ediyor baska bir hayalin icinde. Calisan kadin gelecek ama o gelene kadar nerdeyse ev tamamen düzen icinde oluyor. Umursamiyorum. Saclarımı taradım, sonra yine ve yine... Sacmasapan yağlar surdum. Aynada yüzüme baktım. Acaba botoks yaptırsam nasıl gerinecek yüzüm diye ellerimle suratımı gerdim. Cok saçma buldum bu düşünceyi. Kucuk karıncayi izliyorum. Ekranimin uzerine nasilda gelmiş. Ona bir Glenn Gould açtım. Seviyor mu acaba piyano sesini. Sürekli dolanıyor. Nereye gideceğini bilmiyor. Aksam haberlerinde kaybolan karınca ile ilgili haber var mi acaba sizin dünyanızda? Bir telaşla ordan oraya koşturuyor ve beni de telaslandiriyor onu nereye koyabileceğimi bilmiyorum. Evinin yolunu bilmiyorum. Gel diyorum ona kitabi uzatıyorum. Kitabin üstünde dolaniyor. Hiç bilmediğin bir ülkede, dilini konusamadigin bir yer de tek başına kalmak gibi. Ayni duyguyu defalarca hissetim karınca. Insan bir sekilde yolunu buluyor merak etme. Ama ben yinede seni alıp mutfakta bulduğum diger karıncaların yanina götürdüğüm icin kendimi mutlu hissetim.. Bir gün basıma bir şey gelse karıncaların beni koruyacagini düşündüğüm doğru. Bir tanesini basına bir şey gelmesin diye mutfakta özenle calisiyorum. Bazen meyve kabuklarını bırakıyorum yuvalarına tasisinlar diye.. Hiç garip degil bu inanin, kucucuk bir seyin varligini önemsemekten ve aslında kocaman bir dünyaları oldugunu düşünmekten alikoyamiyorum kendimi.

Ekim 11, 2022

 

Cam agaclari.. Hemen hemen her yasadigim evin etrafında oldugunu düşününce hatirliyorum. Az önce bir yansımaya diktim gözlerimi, agacin dalları sokak lambasının isigi ile odanın duvarında sallanıyordu bir o yana bir bu yana.. Prag'daydim.. Geceleri gördüğüm en fazla şey bu agaclarin evin icine vuran golgeleriydi. Çit cikmiyordu dışarda. Ev sessiz. Yalnizligimla mi basetmeliydim bilmiyordum.. Agaclar sallanırdı.. Ruzgarin sesi duyulur ardindan tavandaki cam'a yağmurun sesi vururdu.. Bu benim icin oldukça romantikti.. Odanın icinde yatan iki kucuk cocuk oyuncaklar, yarin icin hazirlanmis cantalar.. Bazı zamanlarda bahçenin isigini açık bırakmak isterdim. Citlerle cevrili ama oldukça karanlık o bahçe bana geceleri orda baska biseylerin yasadigi duygusunu verirdi. Orda en çok hayvanlardan korktum. Boyle yazinca çok komik gorunuyor.. Yagmur birden öyle hizlanirdi ki, sokak lambalarının turuncu isiginin ardından düşmesini izlemek.. Yarinin ayni olacagini düşünmek.. Rutinden çıkamamak.. Beynimin icinde dolanıp durmak ve oturacak yer bulamamak gibiydi. Iste bu gece gördüğüm o yansıma sevdiğim bir evde ve hiç de yalnız olmadigimi hissettiren bu evde hersey daha umit verici... Ama şöyle de demek isterdim hemde çok; hava nasıl kararmisti, gökyüzünde isiklar çarpıyordu birbirine ve sesleri geliyordu gok gurultusunun.. Cam'a vuran yağmur taneleri bir piyano sesi ile beraber evin icinde yansiyordu ve ben sanki bir sokakta bir yere yetişmekte olan bir kadinmiscasina koşuyordum. Korkmuyordum! Belki ciplakti ayaklarım bilmiyorum belki o zaman saçlarım kirmiziydi. Ve belki 20'li yaslarindaydim. Çok islanmis ve eve varamamistim..

 


Evin hiç olmayacak bir yerine tünemiş bir sekilde, kaldırırken kollarımın agridigi koca tuvale boş boş bakıyorum. Heyecan verici ve korkutucu bir macera gibi resim yapmaya baslamak. Sürekli çizseniz bile o boş tuval size korku ve heyecani ayni anda yasatan bir deneyim sunuyor. Hani araba ile yolda giderken önünüzdeki arabayı sollayıp sollamamak arasında kaldiginiz o bir kaç saniye ve sonrasında bastiginiz gazin size verdigi haz ve korkuyu bu boş tuvale baktigim anda hissediyorum. Sanırım, çok keskin bir geçiş bu. Resim beklediğim gibi olmadiginda kendimi carpmis gibi hissediyorum. Ama ölmüyorum!

Ekim 10, 2022

 


Aslinda onlar merak ediyorlardı. Nasıl gülüyorum nasıl ağlıyorum, kendimle nasil egleniyordum. Hepsi merak edenler icin ve merak edildiğimi bilmek icin varolmustu. Cizerken birden biraktigim kalemi yazı yazmak icin tekrar elime alıyorum. Bir çiziyorum bir yazıyorum. Nasıl ikiniz anlaşmayı bulacak ve birbirinizle bir iliski yasamaya baslayacaksiniz? Ikinizin arasını yapabilmek icin epey bir yıldır ugrasiyorum ve ikinizin bu iliskisi beni krize sokuyor... Beklenti kendi icinde yarattigin buyuk bir girdap.. Hayatta hiçbir beklentisi olmayan insan yoktur. Kendi icin olmasa bile başkaları icin, çocuğu icin sevdikleri icin hayattan bekledikleri muhakkak vardır.  Sonu var midir diye düşünmeyiz, her sona doğru yaklastigimiz an yeniden bir seyin doğması bir muzice hayatta..

Ekim 06, 2022

 

Günlerdir bir agac almak istiyorum. Evde kocaman bir agac görme duygumdan uzaklasamiyorum. Bitkilere çok iyi bakamıyorum. Sararip solduklarinda telaslaniyorum. Bir arkadaşım artık bir yere kök salmak istediğimi söyledi duygusal olarak anlamı bu olabilirmiş. Kök salmak ne demek pek bilmiyorum. Yıllardır yer degistirmek, göç etmek insanin bünyesinde aliskanlik yapıyor. Sürekli havada yasamak gibi bir türlü yere degmiyor ayaklarımız.. 

Evdeki bu sessizlik.. Üç tane hint bülbülüm var o kadar çok su iciyorlar ki sabah uyanır uyanmaz çocukları giydirip o üç küçük kusla ilgileniyorum. Iki japon baliginin sesi hiç cikmiyor zaten.. kafalarını suyun yüzeyine cikarip sabah erkenden yemeklerini bekliyorlar. Sonra ben sabah erken evdeki herkesi yolcu ederken bir kahvaltı yapıyorum acelece. Ve sonra onlar gidince tekrar yapıyorum. Ve ardindan okuldan gelecek çocuklarım icin ne pisirecegimi, aksam kocaminda karnını doyurmam gerektiğini düşünüyorum. Simdi yazarken bakiyorum da hayatim ne çok beslemek ile iliskili... Ve beslenmeyen hersey sonunda sararıp soluyor. Ciceklere gösteremediğim ilgi icin üzülüyorum ama yine de evde bir agac olmalı... 

Ekim 05, 2022

 


Yazarak sakinleşiyorum. Zihnim aciliyor. Bulutlar dagiliyor kafamin icinde. Herkesi herseyi reddetmeye calisiyorum. Insanlarla görüşmek bana bir yük haline gelmeye başlıyor. Aslında icinden çıkmaya calistigim hiçbir duygu yok. Oldukça sakin günler yaşıyorum. Çok seyi kabullenmenin insana ne kadar iyi geldigini 40 yaşımda anladım. ilk yazmaya çok yillar önce başladım. ilk resim çizmeye.. Yolumu buldum mu hayır! Bir yoldur hayat son nefesi verene kadar diyerek mücadele etmeye devam ediyorum. 

Evimin asagisinda bir sosyal tesiste oturuyorum, kahve iciyorum. Karnimida doyurdum. Gelen mesajlara cevapta vermiyorum. Orman gibi heryer yeşillik. Kocaman bir havuz var bir kere bile girmedim. Evde calisan kadini görmekten usandim. Evin heryerine yumurta kokusunu sindirmişti. Beni deli ettigi icin kendimi evden disari attım. Hayatta tüm isleri yapabilmek imkansız özellikle iki cocuk ve bir is adamı ile evliyseniz, tam bir karmasa icinde düzen kurmaya alismalisiniz.  Kurdum mu hayır.. Evdeki herkesin duygularına gore davranmak zorunda olmak, herkesin ayni yemeği yemek istememesi, çocukların okul adaptasyon sorunlari, ve ben...

Ne çok şey var yazacak...

 


Prag'dan bu yana pek yazı yazmamisim. Hatta Prag'da bile yazdım diyemem. Beynimin icinde cümleler ordan oraya savrulurken, yazmak sadece günlük tutmanın ötesine geçemedi. Bir roman yazma heyecanım hala var ama eminim çok insanda vardır. Digerlerinden çok daha öteye gecebilir mi bilmiyorum.  Avrupa'dan tasinali dort ay oldu. Yuzmusum yüzmüşüm derinlerde biyerlerde sirt ustu uzanıp dinleniyormuşum duygusundayım.  Aslında nereye nasıl gideceğimi bilmez bir haldeyim. Normalde hiç Boyle uzun yazılar yazmam ben. Siir halinde dokuluyor kelimeler. Ama yapmam gereken ve unuttuğum durumun bu oldugunu epey zaman oldu düşünüyorum.  Iste öyle simdi sirt ustu uzanmış denizin ortasında soğuk ama uzerime vuran güneşten enerji alarak, boğulmamak ve bedenimi yormamak icin duruyorum.

Her hareket ettigimde yanlış bir tarafa doğru gidiyorum sanki. Suyun icine giriyorum yüzüyorum sonra yine sonsuzluk duygusu. Anin icinde ol diyorlar ya. Iste simdi tam anin tam ortasındayım. Bıraktım kendimi su beni biyere götürür mu dersin? 

Bir sabah lanet bir bacak agrisi ile uyanıyorum. Günlerdir geçmiyor. Artık bu neden benim basıma geliyor diye sormuyorum. Geliyor iste! Bir gün tüm planların bosa geçeceği dolusuyla gün yaşıyoruz. Hergun daha verimli olacak duygusu ile ama nedir ki daha verimli olma durumu ben henüz çözemedim. Daha çok resim yapmam mi? ürünlerimi daha çok satmak mi? Bunalmış durumda oldugum net. 

Nisan 16, 2022

Prag/ Nisan

 


Dedim ya hava dört derece falandı

Artık üşümüyordum... 

Biliyor musun?

Beni en hüzünlendiren şarkılardan biri başladığında,

Mevsim Nisandı. 

Hava dört dereceydi.

Artık kedim yoktu

Artık duygu yoktu

Bitemeyen bir kış masalı gibi

Bir yenilgi sanki hayat 

Yasadığımız sürece tükenen

Ağaçlar tohumlarını açmaya başlamıştı.

Topluyordum yine 

dolapları, eşyaları..

Bir tek kafamın içi kalmıştı toplanamayan..

Yok olmuyordu!


.

  Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...