Mart 28, 2023

  Simdi bu bir duz yazi mi? Duz yazi diyince iste öylesine ağzımdan cikacaklari buraya yazmak gibi geliyor. Yagmur feci bir sekilde yağıyor. Cikip fırına gittim. Iki pide aldım. Çıkarken iyi Ramazanlar dedim. Sonra kendime güldüm. Kendimi yağmura yeniden attım. Bir sure şemsiyemi açmadım. Nasıl güzel yağıyor. Saclarimi, montumu ıslatıyor. Etraftaki dükkanlarda, iceriye giren suları süpüren adamları gordum. Herkesin bir ugrasi var dedim. Kardeşimle konustum. Onunla konuşmak bana hep iyi gelir. Surekli bir derdimi ya da memnuniyetsizliğimi anlatır dururum. Ama o hep mantıklı bir cevap bulur hayata tutunabilmem icin. Yurudum epeyce... Agaclarin rengi daha bir canlı, toprak daha bir güzel kokuyordu. Ulus'ta oturuyorsanız Istanbul'un kurtarilmis bölgesinde oldugunuzu farkedersiniz. Sessizlik, ağaçlar ve pek yürüyende olmaz. Hersey burda kapıya gelir. Soforler, market, kasap bazen sabahlari yürüyenlerin sadece bu evlerde calisanlar oldugunu gordugum oluyor. Acimasizca bir hayat gibi. Yasanmislik katması zor olan. Herseyi çözecek bir careniz varmiscasina burnunuz havada gezebilirsiniz. Neyse ki, hepsinin icinde ama hepsi ile mesafeliyim. Huzurluyum bugun yağmur var. Kafam yine öyle karmaşık ki, cocuk kitapları yapmayı nasil bir hevesle istiyorsam yine de motivasyonumu saglamakta zorlanıyorum. Nerdeyse hersey bir heves benim icin. Maymun iştahlı olabilirim. Çok seyi yapmayı deniyorum ama sonuçta hiç bir şey yapamıyorum. Ya da yaptıklarım bana yetmiyor. Ev nasıl sessiz ve huzur verici. Bugun calisan kadinda yok. Sabah kuzenim kamerada arayıp, kalk hadi etrafı topla demese onu da yapmicaktim. Kendime geceden soz veriyorum hicbirseyi toplamadan butun gün öyle oturup yazacağım diye. Gunun sonunda evi toplamış, yemekleri yapmış, çocukları beklerken buluyorum kendimi. En kolayi yazmak geliyor bana en zahmetsizi.. Sanki bunu hep yapıyormuşum da hiç farkında değilmişim gibi. Bunun edebi bir yonu yok biliyorum. Ama ellerim, beynim durmuyor hep yazmak istiyorum.  Aklim Suadiye'deki evimizde denizin her halini gördüğüm günler geliyor. Bir de Cenevre'de göl kenarında ki evimizin devasal bir tarihi tiyatro binasınin karsisinda olmasını unutamıyorum. Çok anlar var surekli bunları yazıp durmayacağım. Ama en güzeli insanin zihninde asla gitmeyecek olmaları. Unutmak berbat birsey herseyi unutuyoruz. Ben insanlarin isimlerini, nerde tanistigimizi, randevularımı, izlediğim filmleri ve okuduğum kitapları unutuyorum. Unutmamak icin yazmak en iyi çözüm. Evet simdi cocuk kitabi yazabilecek miyim bilmiyorum..

.

  Seni özledim. Sabaha karşı, koyu bir denizin üstünde, bir balıkçı teknesinde tutulmuş gibiyim. Ağzımda oltanın iğnesinin bıraktığı acı… Sü...