Atlayamiyorum,
Karşı binanın catisindan bir digerine atlayamıyorum. Yol orda biliyorum. Günlerdir, aylardır o catiya cikiyor ve karşı tarafa atlayamiyorum. Kafayı bozduğum yağmur bir yağıyor bir yağmıyor bazen sadece yagiyormus gibi yapıyor. O da yapamıyor boyle hüngür hüngür akamiyor bulutların arasindan. Vuramiyor kafayi sanki, çakamıyor sesi cikmiyor. Ordan asagiya bakıyor ve inemiyor. Ben atlayamiyorum. Her gün oraya gidiyorum her gün bekliyorum. Daha ne kadar beklemem gerektiğini bilmiyorum. Ama bıkmadan her gün biraz daha bitkin, her gün biraz daha tükenmiş gibi.. Bazı günler daha makyajlı daha parfümlu daha bir gösterişli sanki.. Deniyorum. Belki boşluk beni boyle daha çok beğenir. Olmuyor ne boşluk goruyor beni ne ben boşluğu geçemiyorum. Sanki kendimi gösterebilsem ona bana yardim edecek gibi. Ne yapacak sanki karşıdaki binayı bana yaklaştıracak mi? elime bir paraşüt mu verecek? Hangi mesafeden nasıl atlayabilirim ki.. Arkami donup bakıyorum mesafe yok! Geriden gelerek kosabilsem yok! Nasıl atlarım diyorum bacaklarım kısa, ellerim kucuk.. Bir koku sarıyor etrafımı nefes almaya calisiyorum. Martilar geciyor basımın uzerinden bagiriyorlar bir ciglik sesi sanki duydugum. Ne bir kus sesinin güzelliği var seslerinde, ne bir kus güzelliği tavırlarında. Herkes dünyadan nefret etmiş gibi dolanıyor sanki. Hayata karşı aramda olusan boşluktan atlayıp diger tarafa geçemiyorum. Kimse yardim edemiyor. Kimseden yardim da istemiyorum! Hergun kendi kucuk ayaklarımla cikiyorum o binanın tepesine anlatıyorum boşluğa, onu ikna etmeye calisiyorum. Beni duymuyor. Havada uçuşan notalar gibi sesim yankılanıyor boşlukta. O beni seviyor biliyorum. Oteye gitmeme izin vermiyor. Derinine girmeme izin vermiyor. Ona atlamam da yasak. Oyle nefes al diyor!